Kriz(i)m ve Emlak Üzerine Fırsatlar

Malum hala kriz halindeyiz, bu gidişle de önümüzdeki yıl da etkileri çok şiddetli hissedilecek. Geçenlerde emlak sitelerinde dolanırken “izm”ler ve yönetim biçimleri üzerine Fehim Genç’in bir yazısına rastladım ve okurken çok eğlendim. Yönetim sistemlerini iki inekle açıklayan o çok bilinen bir liste vardır, çoğunuz bilirsiniz. Tekrar yinelemekte sakınca yok.

İzm tekerlemesi

Sosyalizm: İki ineğin vardır. Hükümet, birini başkasına vermek için senden alır.

Komünizm: İki ineğin vardır. Hükümet her ikisini de senden alır ve sana süt verir.

Faşizm: İki ineğin vardır. Hükümet her ikisini de senden alır ve sana süt satar.

Nazizm: İki ineğin vardır. Hükümet ikisini de alır ve seni kurşuna dizer.

Bürokrasi: İki ineğin vardır. Hükümet ikisini de alır, birini vurur ve öbürünün sütünü de döker.

Kapitalizm: İki ineğin vardır. Birini satarsın ve bir boğa alırsın.

Teokrasi: İki ineğin vardır. Devlet ikisini de alır, sen de süt duasına çıkarsın.

Demokrasi: İki ineğin vardır. İkisi de greve gider.

Şimdi bunların emlakla ne ilgisi var? Şöyle bir ilgisi var Fehim Bey’e göre:

Sosyalizm: Devlet sana konut verir. Karşılığında seni tam mesai çalıştırır.

Kapitalizm: Devlet sana ne konut, ne de iş verir. Bir iş bulabilirsen kiraya çıkar ya da mortgage kredisiyle ev alırsın. Kriz olunca devlet sana mortgage veren bankayı kurtarır, senin evine icrayla el koyar.

Türkiye modeli: Devlet sana ne konut, ne de iş verir. Sen de Hazine ya da orman arazisine önce bir gecekondu, sonra apartman dikersin. Devlet, imar affı ya da 2b affı çıkarır. Sen de devletten çaldığın bu yerde ailenle mutlu mesut yaşarsın. Karşılığında da seçim dönemlerinde seni affeden devlet büyüklerine oy verirsin.

Diyorlar ya hep  kimse gayrimenkul almadığında sen al, ya da kimse satmadığında sen sat böylece kazanç elde eder, krizi fırsata çevirirsin. Sizce Türkiye modelinden yola çıkarsak krizi fırsata çevirebilir miyiz emlaktan yana?

Share
Bu yazı Ordan Burdan İçimden kategorisine gönderilmiş ve , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Kriz(i)m ve Emlak Üzerine Fırsatlar için 5 cevap

  1. Güven der ki:

    YorumunuzHer şeyi ekonomik-parasal görmenin
    bedelini nasıl ödeyeceğiz bilemiyorum.

    Eskiden yokluk vardı, ama insanlık ta vardı!
    Şimdi varlığın sınırı nerede başlar ve ne
    şekilde biter.Sıkıştırılmış eşyalar içinde
    ve erişilmez isteklere hangi varlığın soylu
    bütçeleri yeter!

    Bu garip uygarlıkların yükselen ve çöken
    ve yok oluşlara karışan ibretsel anlatımları
    da çare değil.Ve ben korkar oldum gülmekten
    çok şükür demekten.
    Ne kendimiz gibi düşünüyor, ne kendimiz gibi
    üzülüyoruz.Her şeyi toplu bir ibatet haline
    getirdik. Şimdi kriz zamanı; Üzüleceeek; Üzül! :))

    Saygılar.

  2. Antartika der ki:

    Özellikle en sonuncu maddeyi (Türkiye modeli) çok beğendim, evet işte gerçek..o gecekonduların alt yapısı da olmaz ve bunun sonuçlarını bütün şehir halkı çeker, ağaçlar kesilir, ormanlar kıyıma uğrar, orada yaşayan bitki ve canlılar (kediler, köpekler başta olmak üzere) ne yapacaklarını şaşırlar, sonra da elhamdülillah MÜSLÜMAN belediyeler onları zehirleyerek bu işi çözer!!!
    çirkin bir kısır döngü…
    sevgilerimle canım

  3. Biz de böyle fırsattan yararlananlar,
    bunu kendi “üstün zekalarına” ve “öngörülerine”
    bağlasalar da külliyen yalandır.
    Fırsatı altına çevirmek için mutlaka,
    “yürü ya kulum” yerine “birlikte yürüyelim, birlikte kazanalım”
    paslaşması gerekir.
    Yerel yönetimde etkili bir yakınınız size tüyoyu verir
    filanca yerdeki tarlalar yakında imar görecek.
    Alırsınız 10 dönüm ucuza tarla, sonra katlanır ona, yüze.
    Kırışırsınız birlikte tüyo sahibiyle…

  4. Benduras der ki:

    Evet sevgili arkadaşım İZM lerin öyküsü böyle ve çok dogru bence.Güzel bir
    yazıydı ve paylaştıgınız için teşekkürler ben yararlandım diyebilirim.
    Gitmek mi zor kalmak kı zor; işte en önemli nokta bu ne güzel demişsiniz ne el sallayan olmak nede el sallayanın arkasından bakan olmak istemedim.Benim yaptıgım bir tartışma konusu yaratmaktı ve bunu en güzel siz açıkladınız.Teşekkür ederim.Sevdalarda bazan el sallayıp gidilmezde kaldıgınız zaman el sallayıp gidilmiş olsaydı daha iyi olurdu denilecek zamanlarda oluyor değilmi?Ama her yönü kötü bu işin yaaa…Sevdaları hep tazelemek ilk günkü gibi tutabilmeyi bilmek gerek diye düşünüyorum.
    Sevgiyle kalın.

  5. Gurbetdeyazmak der ki:

    Fabrikadan arkadaşım:
    -15.000 liran var mı?
    Diye söze başladı. Vardı. Fakat dediğini kabul etmedim.
    Bir orman arazisinde fakat İstanbul’un tam ortası denecek yerde,
    2 dönüm arazi üzerinde bir gecekondunun fiyatıydı bu.
    Bendeki parayı borç olarak alan arkadaşım orayı aldı.
    Şimdi zengin, Çocukları da zengin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir