YAZMALIYIM

Uzun, çok uzun zaman oldu yazmayalı. Oysa yazarlık kendi kendine yazarak geliştirilmiyor muydu? Öyle dememiş miydi Orhan Pamuk; “Ben yazarlığı kendi kendime yazarak öğrendim” diye. Her gün mesaisi var gibi günün belli saatini mutlaka yazmaya ayırmıyor muydu Haldun Taner? Hiç bir şey yazmasa bile bu da benim mesleğim ve ona saygı duymalı deyip de en az bir saatini ayıran o değil miydi? Bir zamanlar, okursun okursun sonra okudukların taşmaya başlar ve taşmaya başladığın anda yazarsın diyen benim sevgili dostum değil miydi? Sen dolmuşsun Nihan ve artık taşma zamanın diyen. Peki ne oldu bana? Artık kıs cümleler mi kurmaya mı başladık? Bir fotoğrafla “hikaye” dediğimiz o sanal alemlerin kısa süreli mutluluğu mu haz vermeye başladı? Kimsenin vakti yok incelikli düşünmeye diyen yazarın bahsi geçen kişileri gibi miydik?

Bunların hepsi veya hiç biri… Bitmedi; pandemi bitmedi, canlar gitti, canlar geldi, ne kadın cinayetleri bitti ülkemde, ne pahalılık azaldı, ne hayat kalitesi yükseldi, pek iç açıcı şeyler olmadı be sevgili blog. E gel de yaz böyle olunca? Ama sen de haklısın daha fazla emek vermeliyim. İlla fotoğraf koyma, müzik ekleme gibi zorunluluklar olmamalı, salt yazı, kimse okumasa da, kendim için yazmalıyım. Yazarak var olduğumu, nefes aldığımı hissetmiyor muyum?

Ve sonra boğazımı düğümleyenler… Kayıplar, kazançlar, terk-i diyar edenler, kalbimden gidenler, sinir bozanlar, sivrisinekler… Tadımız kaçmasın, evet şükür ki hayattayız. Belki başımı uzatırsam bir hu huu dersem devamı gelecek gibi hissedişimdendir bugün dile gelmem.

Bir gün yazacağım benim sevgili yengeç’lerimi…

Kendimi

Oğlumu/butçuğumu

Bende kalanları

Hiç gitmeyenleri

Yazmalıyım.

Sevdiysen Paylaş
Bu yazı Kategorisiz kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.