Internetten Gelen Süt

 

Internetten alışveriş yapılır, eş/sevgili bulunur, tatil / bilet rezervasyonu yapılır, hisse senedi alınıp satılır da süt gelmez mi? Gelir, bu devirde internetten süt bile gelir.

 “Sanal” kelimesi artık sadece tanımı yapılan bir kelime değil, hayatımızın tam ortasında, odağında yer alıyor. Haydi söyleyin kaçınız hiç sanal alışveriş yapmadınız? Kaçınız sanal bankacılık işlemi gerçekleştirmediniz? Kaçınız sanal ilişkiler kurmadınız; dostluk, arkadaşlık ya da adı sevgili olan… Diyorum ya artık yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası sanal, sanallık…

Butçuğu hastanede ilk kucağıma verdikleri andan itibaren ona iyi bir anne olabilme, doğruluktan, iyilikten yana düzgün bir çocuk yetiştirme gibi pek çok düşünce kafamdan uçuşuvermiş ve ben sadece tek bir şeye odaklanmıştım; ANNE SÜTÜ.. Tanrı’m ne korkunç bir deneyimdi. Deneyimin korkunçluğu bebek emzirmenin kuralları üzerine her kafadan bir ses çıkmasıydı; “Kuru soğan yersen sütün bol olur, hayır hayır, bulgur yemelisin, tahin daha çok süt yaparmış” gibi bir dizi nereden duyulduğu belli olmayan şehir efsaneleri. Kucağımda minicik bir beden ağzını açıp kapatarak doyurulmayı, sütü beklerken ben bu eylemi nasıl ve ne şekilde yapacağımı bilmez bir şekilde acı çekiyordum. Yaklaşık 10 gün sonra da pes ettim. Ya süt var butçuk ememiyor, ya da emmek istediğinde süt olmuyor, yani anlayacağınız beceremedik bu işi, anne ile bebek arasındaki o senkronizasyonu sağlayamadık. Ve sonuç 3 kg. 500 gr. doğan butçuk 10 gün sonraki doktor kontrolünde 2 kg. 900 gr. olarak tartılmıştı. Ahh kendimi suçlamalar, iyi ve yeterli bir anne olamadığımı düşünmeler, zaten lohusa bunalımı yaşarken üzerine bir de bunun için dökülen gözyaşlarım eklendi. Ve imdadıma hazır biberon mamaları yetişti. Her annenin bu deneyimi çok farklı olabiliyor, şunu anladım ki, olmayınca olmuyor, zorlamanın hiç alemi yok. Ve sonrasında yaklaşık 6 ay süt sağma makinesi ile aramızda duygusal bir bağ geliştirecek kadar  o makineye yakınlaşmıştım. Nereye gitsem makinem yanımdaydı, geceleri bile uyanıp süt sağıyordum. En korkuncu da bir gece sağdığım sütün hazır biberon maması diye lavobaya boşaltılmasıydı, hüngür hüngür ağlamıştım. Ve yine bir gece tez yazarken bir yandan da süt sağarken  sağdığım sütün tez çalışmalarım üzerinde bir gezintiye çıkmasıydı ki yine hüngür hüngür ağlamıştım. Meğerse ne kadar boş yere kendimi üzmüşüm, ne gereksiz yere makine ile bütünleşmişim. Oysaki bir “tık” darbesiyle internetten süt alabilirmişim!!!

Geçenlerde okuduğum bir haberde anne sütü olmayan anneler internetten anne sütü sipariş ediyorlarmış, dijital dünyanın kollarına kendilerini atan anneler bebekleri için en faydalı besin olduğunu düşündükleri sütü sanal sütannelerle çözüme ulaştırıyorlarmış. Gülsem mi ağlasam mı bilemedim bu haberi okuyunca ama sanırım içimden “Bu kadarına da pes!” dediğimi hatırlıyorum.

“ABD’de 2005 yılında başlayan internet üzerinden süt satışı, ilk kez eBay’de verilen bir ilanla gerçekleşti. İlan, site kurucularının dikkatini çekince hemen çıkartılsa da, fazla sütünü satmak isteyen, belki de bu yöntemle evin kazancında pay sahibi olmayı arzulayan anneler sütlerini satışa sunacak yeni bir pazar keşfetmiş oldular. Bugün dünyada, henüz Türkiye’de olmayan süt bankalarının yanı sıra, pek çok yerde sanal ortamda süt alışverişi yapılıyor. 2004 yılında Kelley Faulkner adında bir Amerikalı anne tarafından kurulan Milk Share internet sitesi, süt arayan ve fazla sütü olan annelerin buluşma noktası. Milk Share’de fazla sütünü paylaşmaya gönüllü anneler buluşuyor. Bağış yapan annelerden önce kan testi isteniyor. Çünkü anne sütü, kan gibi, HIV virüsü başta olmak üzere her türlü hastalığı geçirmeye müsait bir organizma. Ardından site yetkilileri, steril ortamlarda sütün ulaştırılmasını sağlıyor.”*

Sanal alışveriş çağı, sanal dostluklar çağı, sanal iletişim çağı derken şimdi de sanal sütanne çağını yaşıyoruz.

Sırada daha ne çağları olacak inanın hayal bile edemiyorum.

 

* Marie Claire Dergisi, Eylül 2010 Sayısı

 

Share
Bu yazı Anneyim Bu Arada kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Internetten Gelen Süt için 7 cevap

  1. Özlem der ki:

    Bildiğin gibi iki kere yaşadım bu deneyimi…
    maalesef hiç sevemedim, hep yetersizdi çünkü
    ilkinde çok suçladım,ikinci de asla…
    pompayı da sevmedim
    inek gibi muamale görmeyi de
    bal gibi biliyorsun bebeğin buna ihtiyacı var
    annelik=vicdan azabı
    emekli olamadığın tek meslek
    bu hep böyle…
    ******************
    Bazı şeyler nedense hiç değişmiyor / değişemiyor. Sanırım 5 tane de çocuğum olsa her birinde de aynı duyguları hissederdim. Anneliği vicdan azabı ile yaşayanlardan olmak ya da sürekli yetersiz kaldığını düşünmek mükemmelliyetçilik duygusundan mı kaynaklı henüz çözemedim.

  2. Ezgi der ki:

    Amaniiin:))
    Ben de ufacık doğmuşum ve erken bırakmışım sütü…Annem çok isyan etmiş, abi tombalak doğunca bütün sütleri o tüketti tabi:)))
    Şimdilerde de sütü sevmem.Sütlü tatlılar hariç:)
    Sanallığa gelince;
    Acaba bizim yerimize de sanal örttmenler mi gelecek?
    Çocuklar msn den öğretmenleriyle yazışırlarmış:))
    Ekran karşısında gülümsüyorum, aklıma türlü şeyler geliyor, neyse susayım:)))
    Uzaktan hoş geliyor, yaşamak lazım anneliği…Öyle yorum yapmak lazım değil mi?
    *****************
    Yoo, yaşamadan da yorumlayabilirsin ne de olsa senin de kuzucukların var, annelik her ne kadar farklı bir duygu olsa da yine de anlayabileceğine eminim. Sanal örtmenlik; yakında bu da çıkarsa hiiçç şaşırmam!!!

  3. şebnem der ki:

    vay be 🙂 bu da mı olmuş?
    sanırım emzirmek “biricik” oluşu nedeniyle ve annelikle özdeşleşen tek şey olması nedeniyle vicdan azaplarına yol açıyor, emzirme işini bir başkası yapamıyor, sadece “anne” yapabilir ve bir kıstas gibi algılanıyor, “çok emzirirsen iyi annesin” mi?????? ya da kimse bize böyle birşey demese de bizler mi böyle algılıyoruz? off çok karışık bir mevzuu, her seferinde içim sıkılıyor bunu tartışmaya kalktığımda kendi kendimle. çünkü, biyopsikososyal bir konu :)))))
    gelelim mükemmeliyetçilik mevzuunuza, kesinlikle doğru bir ilişki kurmuşsun Nihan’cım mükemmeliyetçi isen annelik=vicdan azapları, pişmanlıklar, “keşke”ler… vb. insanın kendine eziyet edebileceği bilimum duygular :))

    *************************
    Ara sıra böyle uzman görüşlerine yer ver Şebnemciğim bu sayfada, en azından doğru ilişki kurduğuma eminim artık. Karışık bir konu demişsin ya bu aslında sadece anne tarafından yaşanılan bir duygu değil daha çok etraf/çevre/büyükler tarafından yaşatılan bir durum. Ya da en azından ben öyle hissettim.

  4. Şimdi yazmayayım istersen sırada nelerin satışa sunulabileceğini!!.. :))
    Ama o SANAL denen ve bende veba gibi bir kelime anlamı ile özdeşleşen alem için sorduğun soruların ilk üçüne BEN…. BEN…. diye cevap verirken… baktım sapıttın Nihan!!!
    Neyse.. o internetten ana’nın sütünü alanlara hürmetlerimi sunuyorum gece gece!!!
    ******************************
    Hepimiz o soruların yanıtlarının bir kısmını yaşadık zaten; başta BEN 🙂
    Ama anne sütü satın almak!!! Akla zarar birşey, teknolojinin hiç sevmediğim yönlerinden biri işte.
    Doğrusu ben de merak ediyorum nelerin satışa çıkağını!!!

  5. sobriquet der ki:

    internetten babam çıksa yerim sözü bir özdeyiş olacaktır ilerleyen zamanlarda sanırım:)

  6. gül der ki:

    bende yedı yaşıma kadar emmişim.gercekten.sanal süte gelınce inanamıyorum nasıl olurki?daha neler görcez kim bilir allahtan hayırlısı.iyi günler.

  7. nuManaGa der ki:

    Teknoloji yaşamımıza hakim oluyor zaman geçtikçe. İlan ve pazarlamanın ne yazık ki sanal alemde sınırı yok. Giydiği çoraba, atlete, kullandığı peçete veya diş fırçasına dek pazarlayanlar olduğunu düşünürsek süt satma girişiminde bulunanlara çok da şaşırmamak gerek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir