Yağmurlu Bir Gün

 

Nasıl yağmurlu bir gün bugün başkentte. “Gök delindi” benzetmesi  bugün hakkını verdi Ankara’ya. Trafik berbattı, iyice çekilmez oldu, yollar sokaklar gölcüklerle doldu. Arabası bozulan, kaza yapan, gideceği yere yetişemeyen, sırılsıklam olmuş  insan manzaraları vardı nereye baksam. Tüm bunların yanında ofisteki tavanım akmaya başladı, hatta pencerelerin doğramalarından içeriye yağmur sızdı. Sızdı kelimesi az kalacak en sonunda çareyi cam önüne kova koymakta buldum. Bir yandan çalışmaya çalışırken diğer yandan kovaya damlayan  “Şıp şıp şıp” seslerine takılıyordum. Aklıma nedense Çin işkencesi geliverdi o sesten.  “Bir yağmur yağdı ve şehir ve bizler ne hale geldik” diye düşündüm. Ama sonra bir anda aslında her türlü olumsuzluğuna karşın nasıl güzel bir doğa olayı olduğunu anımsadım.

Her yağmur yağışı çok farklı duygular uyandırıyor bende. Çocukken 23 Nisanlarda yağmur yağmasın o cicili bicili elbiselerim ıslanmasın isterdim,  kimi zaman da yağsa ve yerde biriken gölcüklerin üzerinde zıplasam isterdim. Büyüdükçe şemsiye kullanmayı sevmediğimi farkettim. Yağmur altında ıslanmanın nasıl da ayrı bir keyif olduğunu keşfettim. Ve sonraları hep ıslanmayı tercih ettim.

Kimi zaman “İçimizdekileri de temizler mi acaba?” diye düşünürdüm yağan yağmurla. Ya da alıp götürür mü birikenleri? Ya yağmur sonrası toprak kokusu… Hiçbirşeyle değişemem o kokuyu. Hep söylerim yağmurdan sonraki toprak kokusundan bir parfüm yapsalardı en değerli müşterileri ben olurdum sanırım.

Bu satırları hala gök gürlerken yazıyorum ve bir yandan da İlhan İrem dinliyorum. Ne çok şarkı var yağmurlu, ne çok şiir. Hüznün mü, mutluluğun mu yoksa gözyaşının mı temsilcisi olduğunu henüz tam kestiremediğim… Yağmur ismi var bir de, ne çok sevdiğim..

Bugünlük tüm olumsuzluklara karşın bırakıyorum yağmurun hayatımızı felç eden etkilerini bir yana sadece yağan yağmuru izleyerek kahve içmek, bir battaniye altında kıvrılarak film izlemek istiyor canım. Ha bir de benim için hiç eskimeyen, yıllanmayan bu şarkıyı tekrar tekrar dinlemek…

Yağmurlu bir gündü bugün. Yatmadan önce butçuğa “Yağmurlu Bir Gün” kitabını okudum. Yağmurun nasıl oluştuğunu ve doğadaki etkilerini anlatan öğretici bir hikaye kitabı. Öğrendi butçuk yağmuru. Sorular sordu ard arda. Bazılarını cevapladım bazılarında suskun kaldım. Onun için yağmur demek tıpkı annesi gibi su birikintilerinde zıplamaktan ibaret.

Peki ya sizin? Sizin belleğinizde yağmur?

Share
Bu yazı Ordan Burdan İçimden kategorisine gönderilmiş ve , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yağmurlu Bir Gün için 9 cevap

  1. aylintoygun der ki:

    GÖRDÜM <HABERLERDE HAKİKATEN KORKUNÇ BİR GÜN OLMUŞ ANKARA İÇİN….GEÇMİŞ<OLSUN..BU ŞARKIYADA BAYILIRIM AYRICA..BAYILDIM NİHANCIM..

  2. FULYA GÜMÜŞEL der ki:

    Sanırım yağmur ve rüzgar bana çok huzur veriyor. Yağmur beni isteğim dışında yaşadığım olaylardan arındırırken, esen rüzgar bana hayatın güzelliklerini taşıyor gibi hissediyorum ve çok yorgun ya da keyifsiz dahi olsam farkında olmadan yüzümde huzurlu bir gülümseme belirdiğinin farkına varıyorum. Sanırım bunlar eşsiz çocukluğumun bende kalan izleri. Yağan yağmurun altında babama yaptığım çamurdan küllük, SENİNLE ayakkabılarımızın içi su dolacak kadar ıslanmamız, babamla beraber yaptığımız yüzme yarışı sonrası sahilde esen tatlı rüzgara karşı yediğimiz kumlu simitler.. Aslında yaşadığım sürece kimsenin elimden alamayacını bildiğim ve bana hep güzel yaşanmışlıkları hatırlattıkları için sanırım benim için değerliler. Ya da babam ve sen benim için çok değerlisiniz onlar sadece değerinizi hatırlatıyor…

  3. “inat etme benle gökyüzü
    ağlayamazsın ben kadar”.. demişim bir şiirimde..
    Sonra, “razıyım ben
    bulut olmaya,
    sen yağmur olsan.
    her koptuğunda benden
    ağlasan..” demişim…
    Ve, “dün gece yağmur
    camlarıma vurup seni sordu.
    gözümün yaşı
    cevap verdi yağmura
    ben sustum
    onlar konuştu..”
    demişim Nihan’ım.. Belleğimdeki yağmuru anlatabildim mi bilmem..

    haa bir de yağmurun çeşitleri olduğunu hatırladım AHMAK ISLATAN mı vardı ne???

  4. Newbahar der ki:

    Yağmur!…
    Blok aleminin sevgilisi. Sevmeyen var mı ben seviyorum. Bir yağmuru, bir de sisi.
    Yağmur demek, toprak kokusu demek. Toprak kokusu doğduğum topraklar demek. Topraklarda kaynayan pekmez kazanları ve taze pekmez kokusu demek…
    Hele ki sonbahar yağmurları. İşte o zaman değmeyin keyfime benim.
    Sarı yapraklara, yağmur yakışıyor. Ve senin yüreğine sevgili Nihansum.

  5. Soner der ki:

    Yazınız ve müzik beni alıp öyle uzaklara götürdü ki… Neleri paylaşacağımı şaşırdım. Size bu yazıda en çok katıldığım nokta ise yağmur yağarken battaniye altına kıvrılıp film izleme fikriydi 🙂
    Bana göre yağmur kimi zaman hüzün kimi zaman da aşkı çağrıştırır.
    Yine de bol güneşli günler dilerim 🙂

  6. Ezgi der ki:

    Küçükken kısacık saçlarım uzasın diye dışarıya çıkar deli gibi ıslanırdım…Hastalıklarım o zamandan kalma:)
    Sonrasında tepeden düşen yağmurun nasıl beynimizi delmediğini sormuştum babama.Fizikçi edasıyla anlattı sürtünme kuvvetini ve dahasını.Ama ben en çok gök gürültüsünden korktuğumu anlamıştım.Korkutan bir tek o ses ve ışıktı…
    Hala korkarım…
    Garip ama bir de yağmur yağdığında minibüsle yanından geçtiğim tarlaları düşünürüm.Taşların altında kalan tohumların büyümek için çırpınışlarını,yağmur sonrası çıkan gökkuşağının tarlanın ucundaki ağacın dibinden gökyüzüne yükselişini…
    Ve uyumak…
    Yağmurda uyumak…
    Nefis bir şey:))
    Kendi halinde yağan,sele bulamayan,gürül gürül gürlemeyen bir yağmur diliyorum bizim için:)

  7. Cano der ki:

    Severim yağmuru da… Sevdiğim diğer şeyler gibi severim yağmuru da…hani kırdığın olur, kırıldığın, ne biliyim sevdiğini kaybettiğinde anladıkların olur sevdiklerinin içinde…görünce kalbinin pır pır ettikleri olur…bazen nefret ediyorum zannettiklerin olur… beklediklerin olur, kendiliğinden geleni olur…yağmuru da galiba böyle seviyorum ben…
    Eline sağlık Nihansu…

  8. royalnote der ki:

    yağmurlu gün ancak bu denli güzel anlatılabilir!..

  9. Güven der ki:

    Yağmuru, tarife sığdırmayacak kadar önemli buluyorum. Yaşamın döngüsü, vazgeçlimez maddesi. Ama uygarlığın romantizmin da vazgeçilmez dostu… Elbette altyaptı-üst yapı solyu mimar ve siyasetçilerin bonkör kayıpları sayesinde,yağmurun bereketi de, romantizmi de lanetli inlemelere teslim oluyor…

    Yağmurlu günlerde kendimi çok hünerli bir cambaz gibi görüyorum. Küçük dereciklerden atlama, zıplama bende. Gelen araçları kollayıp kirli sular banyosu yapmama hüneri bende. En önemlisi de evlerin saçaklarından aşağı sarkan küçük haylaz yağmur damlalarının enseme girmemesi için ensemi bedenimin içine çekme bercerisi de bende :))

    Yağmurun yağdıkça insanlığa arıta bilme hünerinin olmasını ben de çok isterdim! O zaman bizler de toprak gibi, tabiat gibi kokor mıydık acaba?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir