Alkışlıyorum

Hepimiz birilerinin müşterisi ya da birileri bizim müşterimiz. Hayatın tam orta yerinde yani merkezinde görüyorum satışı. Hiçbirşeyden soyutlanamıyor; kişisel satış, kurumsal satış, ailesel satış, çocuksal satış gibi de yeni satış türleriyle bu tanımlamaları çoğaltabiliriz. Satış, satmak, satışçı, alıcı, müşteri, misafir kelimeleri ile dolu bellek. Özellikle de hizmet sektöründe bunun önemi daha da ortaya çıkıyor. Özellikle de hatırlanmak, hatırlamak. Müşterisi olduğunuz bir yerde yıllar geçse de hep aynı yüzleri görmek, telefonda aynı sesleri duymak ne denli güven vericidir müşteriler için. Ya da çok sonra gittiğiniz bir yerde hatırlanmak ne kadar iyi hissettirir kendimizi. Kalıcı olmak, sürekliliğin sağlanması firmalar açısından da çalışanlar açısından da ve müşteriler açısından da güven duvarları örer hep. Üniversite yıllarında Kulis’de (bizim fakültenin kantininin adı Kulis) her normal öğrenci gibi epeyce vakit geçirmiştim. Özellikle okulun son dönemlerinde kilo kaygısı nedeniyle çay veya kahvemi şeker yerine tatlandırıcı ile içiyordum. Aradan yıllar geçti; benim kilo takıntılarım hala rafa kalkmamış olacak ki yüksek lisans için mezuniyetimden 7 yıl sonra yine Kulis’de yine çay almaktayım: 

“Bir çay lütfen”

“Siz tatlandırıcı kullanıyordunuz değil mi?”

Şaşırmamak, hayret etmemek dahası mutlu olmamak mümkün mü? Satışın olduğu her alanda hatırlanmak nasıl bir duygudur? Hatırlayan kişinin hafızasına mı alkış tutarsınız yoksa megolamanca “Heh he demek ki unutulmayan bir kişiymişim” mi dersiniz? Bence alkış tutun, ben öyle yaptım ve huzurlarınızda bir kez daha İbrahim abiyi alkışlıyorum.

Share
Bu yazı İş-Güç Hayatı kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Alkışlıyorum için 2 cevap

  1. Handuşka der ki:

    Canım gerçekten alkışlanmayı hakediyormuş.
    7 yıl aradan sonra bunu hatırlaması cidden enteresan…
    Dediğin gibi bence bu işine verdiği önemide gösteriyor.

  2. Tolga Acar der ki:

    Gerçekten ya alıyoruz ya satıyoruz ya da her ikisini de yapıyoruz. Hayatımızda önemli yer tutuyor tüketim… Ürettiğimizden fazlasını tükettiğimiz için ekonomik sıkıntılar çekiyoruz toplumca. Neo-liberal ekonomik yapılanmanın doğal sonucu bence bu. Yaşantımızın bir parçası oldu; alım, satım, borsa,faiz, döviz, parite vb. kavramlar. Elimden geldiğince uzak kalmaya çalışıyorum bu “az gelişmiş kapitalist” ülkenin ekonomik “göstergeleri”nden.
    99 başında Anka ajanstan ayrılıp Karayollarına başlamıştım. Okula uğramıştım bir boş zamanımda. İbrahim Abi ne iş yaptığımı sordu. Karayollarında çalışıyorum dedim. Geçen yıl Kasım ayında okulda değil ama Cebecide karşılaştık İbrahim Abiyle. Tolga nasılsın dedi Karayollarında devam ediyor musun diye sordu. Gerçekten şaşırdım hatırlamasına. Evet Nihancım alkışlamalı bu hafızayı ve duyarlılığı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir