Kariyer Balonu

images-4

“İş hayatı =  Kişisel ajandalar savaşı”

Üzerine sayfalarca yazı yazılabilir, saatlerce konuşulabilir bana göre. İş hayatı  herkesin kendi kişisel ajandasını uygulaması üzerine kurulu. Yıllar önce kariyerinin zirvesinde iken “Kariyer denilen şey bir hiçmiş” diyen dostumun cümlesi geliyor aklıma. İş görüşmelerinde sorulur ya hep;

“Kariyer hedefiniz nedir?” 

“Hedefim yok.”

“Aaa olur mu? Hedefi olmayan insan başarılı olamaz”

Peh peh peh… Peki söyleyeyim; kariyer hedefim fırın açmak, oldu mu?

Her neyse ne diyorduk, kariyer denen şey aslında süslü kocaman bir balon. Bir zaman geliyor ve bu balon patlıyor.

Projeler çocuklarım gibi oluyor demiştim bir yazımda aylar aylar önce… Mimar ya da mühendis değilim ama bir proje geliştirilirken çorbada tuzu olan ve her yeni doğan proje bebeğini yeni ebeveynleri ile tanıştıran kişi olarak bir gönül bağımın oluşması kaçınılmaz… Doğum sancıları gibi proje hazırlık sancıları içinde doğan o “Proje bebek” zamanla çocuk oluyor, emekliyor, yürüyor, koşuyor. Ve ben her defasında koşup da başkalarına teslim ettiğimde tamam diyorum buraya kadarmış…

Son proje bebeğimde  ise böyle olmadı, yukarıda bahsettiğim o kariyer balonu patladı zamanından önce. 32 ay boyunca özel hayatımı dahi hiçe sayarak, eşimin “Yeter artık Stokholm sendromunu abarttın”  sitemlerine kulaklarımı tıkayarak, oğlumun “Annem nasılsa bizimle hiç gelemez, plan yapamaz” diyerek tüm planlarında beni saymamasını bile içten içe kabullenerek çalıştım. Belki sınırlarımı iyi koyamadım belki hep “İyilik yapma görevin olur”u yaşadım, ya da bilemiyorum eşektim ve eyerleyen çoktu. Ne olduysa oldu ama ben biliyorum ki  tüm bunları bilerek ve isteyerek yaptım yani bir nevi gönüllü bir kölelikti benimkisi. Severek, her sabah aynı heyecanla gittiğim bir işim, çok sevdiğim proje bebeğim vardı.

Ne zamanki o balon patladı ve ben çantamı alıp “Hadi bana eyvallah” dedim işte o zaman anladım iş hayatının yeni yeni tattığım bazı cilvelerini. Ve sonra baktım ki dışarıda bir hayat var, hayat geçiyor ve ben kaçırıyorum, ıskalıyorum. Sonra  denge ve doz konusunda kendimi eğitmeye başladım. Ve şimdilerde dozunda tutarak çalışmaya alıştırdım kendimi ve bir gün gerçekten  sabahları o mis kokulu  taze ekmek kokusunu duyacağım fırını açacağıma inandım ve elbette hayatı ıskalamadan…

Neler öğrendim?

Hani kitaplarda yazılır ya başarılı insanlar anlatır nasıl sattım, nasıl başardım bla bla bla..

Bu değil derdim bunları kendime yazıyorum aslında kimse üzerine alınsın veya pay biçsin diye değil. Kendime sesleniyorum, aynı yollardan bir daha aynı şekilde geçmemek için…

  • Müşteri eğitilebiliyor.
  • Patron yönetimi diye ayrı bir iş disiplini var.
  • Tepeye ne kadar yakın olursanız iş hayatında o kadar yalnızlaşıyorsunuz.
  • Ne kadar yükselirseniz o kadar az seviliyorsunuz.
  • Arkadaşlık ve iş arkadaşlığı bir arada barışık olmuyor hep kavga ediyorlar, siz birini seçmek zorunda kalıyorsunuz.
  • Duygusallık en zayıf halka ve en tehlikeli durum; suiistimal ediliyorsunuz.
  • Çıkarınızın çatışmadığı herkesle çok iyi geçiniyorsunuz.
  • Beraber çalıştığınız kişilerin sizinle ilgili çıkarları olduğu sürece değerlisiniz.
  • Arkadaşını tatilde veya aynı evde yaşarken gerçekten tanıyan insanoğlu iş arkadaşını da kriz anında tanıyor.
  • Sağ kolu sandıklarınızın sol vurduklarını görüyorsunuz.
  • Kriz anında kim yanınızda olur, taşın altına kim elini koyarsa o kişi veya kişiler beraber yola devam edeceğiniz kişilerdir.
  • Ve en iyi müdür en yeni müdürdür.

Ben kariyerimde önemli bir dönemi noktaladım. Yukarıdaki maddeleri o kadar çoğaltabilirim ki işte bu dönemdir bana bunu öğreten. Tüm diğer dönemlerimin öğrettiklerinin yanında insan hala 40 yaşında bile pek çok şey öğrenebiliyormuş.

Ve son olarak bu öğrendiklerim ile Bernard Shaw’ın şu cümlesini hatırlıyorum;

”Güçlü olan zayıf yönünü bilendir, daha güçlü olan zayıf yönüne hükmedebilendir.”

Hükmedebilmeye başladığım yönlerimle  yeni işimi ve yeni bir proje bebeğimi kucaklıyorum şimdi…

 

Share
Bu yazı İş-Güç Hayatı kategorisine gönderilmiş ve , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Kariyer Balonu için 8 cevap

  1. gülsen varol der ki:

    Çalışma hayatında öğrenilecek en güzel ve en doğru olan şey, hiç bir şey öğrenemediğini öğrenmek.. Her yanıldığında, seni her yanıltan olduğunda, ve bırak dağları, güvendiğin tepelere bile karlar yağdığında öğreniyor insanoğlu bunu..
    Ne oluyor sonra biliyor musun? Yine yanılıyor… yine öğreniyor!
    Senin gibi yıkılırcasına çalışan bir elemana sahip olan, ancak çok zeki ise senin kıymetini bilebilir ve becerilerini kullanabilir.. Ama hiç bir PATRON kisvesine bürünmüş kişide bu zeka yoktur!

  2. N.Berrak der ki:

    Okadar güzel özetlemîşsiniz ki yazınızı okurken çigligima hakim olamadım ve biranda ağzımı kapatırken buldum kendimi. İnsanoğlu çiğ süt icmistir özdeyişini çok güzel aciklamissiniz .ama maalesef ki doğru söyleyeni hakkını savunanı veyahut hakli yi haksiz dan ayirani DOKUZ KÖY DEN kovaliyorlar yada kovalattiriyorlar.izninizle bu yazıyı bende paylaşmak istiyorum.Teşekkürler

  3. nihansu der ki:

    Tek bildiğim hiç bir şey bilmediğimdir gibi ne kadar öğrenirsem öğreneyim tek öğrendiğim hiç bir şey öğrenemediğim… O kadar doğru ve o bir o kadar da tecrübe edilesi bir durum ki bu iş hayatında, ben 50, olursa 60 yaşında da paylaşacağım öğrendiğimi sandığım ama öğrenemediklerimi… Çok teşekkür ederim Mamy’im güzel yorumunuz için son cümle de sizin imzanız olmuş 🙂

  4. nihansu der ki:

    Herkesin kendince tecrübeleri ve kendince rotaları oluşuyor iş hayatında. Ve bu yaşanmışlıklardan o rotalar yeniden yeniden çiziliyor, çiziliyor da sonu acaba hep aynı adaya mı çıkıyor diye de düşünmeden edemiyorum. Yorumunuz aslında bu rotalardan bir kaçı.. Teşekkürler…

  5. Bnymn der ki:

    İngilizce bir kelime olan kariyer, “carrier” diye yazılıyor. Bir de “career” kelimesi var, Türkçesi “hamal” oluyor.

    Kapitalizmin çalışanlara uzattığı havuç: kariyer.

    Çalışma hayatında “kendi bacağından asılmaya” niyetli koyunların yaldızlı çengeli kariyer.

    Sistem, “carrier”leri bencil bir rekabetle “career” yarışına sokup yükünü taşıtma derdinde.

    Ve hiç sevmediğim kelimeler: vizyon, misyon ve kariyer.

  6. nihansu der ki:

    Hiç bir şey yazılmasa da sadece minicik bir yorumdan bile kişinin ifadesinin ne kadar zengin olduğu anlaşılabiliyor, o kadar anlamlı ve güzel bir yorum ki tek bir söz söyleyemedim üzerine… Anlam kattığın için teşekkürler.

  7. Kalimero der ki:

    Herkesin patlayan balonlarını tekrar şişirebilmesi için nefese ihtiyacı vardır. Bazen nerden bulunur bu nefes nasıl bulunur bilinmez ama nefessiz anlar ciğerlerimizi karartır. Bazen aile, bazen hırs, bazen hiç tanımadığımız insanların hayatımıza bi şekilde dokunmasıyla gelir o aranan nefes, iyi ki de gelir. Hayatta herşeyin bi nedeni olduğuna inandım hep, yaşanan hiçbirşeyin tesadüf olmadığına. Önemli olan kariyer balonlarını her geçen gün büyütmek olmadı, nefes aldıran sebeplerime şükretmek oldu. Sebeplere yenilerini eklemek tek temenni. Ama şişirmeye gücün yetmediği zamanlarda ki zayıflıklara hükmetmeyi öğrenmek de ayrı bir çaba.
    Nefese yer açan yazınız için teşekkürler .

  8. nihansu der ki:

    Değerli yorumlar yazıları daha değerli kılıyor, çok teşekkür ederim. Hele ki bu kadar içtense…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir