Pazarlamanın Türk Hali; Delik Jeton

 

 

Birkaç kez rastlamıştım bu soruya iş görüşmelerinde; “Pazarlama alanında deneyiminiz ne kadardır?” “Pazarlama alanında deneyimim yaşım kadar” diye cevap vermek istemişimdir bu soruya hep. İnsan doğduğu andan itibaren bir pazarlama dünyasının içinde buluyor kendini, hayatın her alanında, her ikili ilişkide mevcut pazarlama. Sadece iş hayatı odaklı bakamıyorum bu alana. Hele ki iletişimin bunca yaygınlaştığı, sanal alanların, sosyal paylaşımların bunca fazlalaştığı, insanların birbirlerine ulaşmalarının kırk bin tane yolu olduğu, bir düşüncenin, duygunun paylaşılmasının saniyeler aldığı ve pek çok kişiye kolayca ulaştığı düşünüldüğünde pazarlamanın hayatımızdaki rolü daha da belirginleşiyor.

2008 yılında hala çalışmakta olduğum ve sonuna yaklaştığım projemize henüz başlamamışken ofis arkadaşlarımla unutulmaz bir eğitim almıştık; “Etkili Satış Taktikleri”. Eğitim sadece satış alanına yönelik değildi bana göre, ufkumuzu açmış, pek çok konuda kendimizi iş yaşamında sorgulamaya yöneltmişti. Kendi adıma o eğitimde öğrendiğim her bilgiyi sonuna kadar özümseyerek hala kullanmaktayım. Ve eğitimin bir yerinde çok değerli eğitmenimiz bizlere “İçinizde kaç kişinin blogu var?” diye sormuştu. Sınıfta sadece bir kişinin eli kalkmıştı havaya. Sonrasında benim kadar yazmayı seven bir insanın neden bir blogu yok diye düşünüp başladım blog serüvenime. Dolayısıyla bu satırları yazmama sebep; blogumun ilham kaynağı sevgili eğitmenim Banu Akın ve O’nun şu günlerde elimden düşüremediğim yeni kitabı: Delik Jeton.

“Delik Jeton” pazarlamanın Türk hali. Türk insanının genlerinden gelen pazarlama ruhunu anlatan, eşsiz yaratıcılıklarını yaşamdan çok net örneklerle veren, bana göre iş yaşamı için bir başucu kitabı. En güzel tarafı ise her verilen örneğin son derece gerçekçi olması, deneyimlerle oluşturulması, son derece sade, anlaşılır bir dille yazılmış olması. Kendimi hala eğitim sınıfında Banu Hoca bizlere birşeyler anlatırken hissettim kitabı okurken… Karşılıklı bir sohbet, bir paylaşım içerisindeymişim gibi…

“Hayatın kendisi Pazarlama” diyen Banu Akın’ın kitabını sadece iş yaşamı ile ilişkilendirmek büyük haksızlık bence. Yaşamın her alanında kullanılabilecek güzel teknikler, bizlere; Türk insanına özgü örnekler ve sımsıcak hikayelerle dolu Delik Jeton. Sanki “Memleketimden İnsan Manzaraları” gibi… Ülkemizin farklı şehirlerinde, farklı şirketlerde yapılan güzel uygulamalar, yaratıcı ve çok çarpıcı fikirler, örnek alınması gereken çalışmalar anlatılıyor. İnsana  “Benim Hala Umudum Var” dedirtiyor tüm okuduklarım, başta kendim için!!!

“İş hayatı gerçek bir savaştır. Hem de karşınızdaki düşman tek de değil. Sattığınız ürüne ya da hizmete göre bir tane de olabilir, 100 tane de..” Aslına bakılırsa böylesine profesyonel cümlelerin yanı sıra benim kitapta en sevdiğim kısımlar Türk insanına özgü verilen örneklerdi; Bir bardak demleme çayın bile toplantılarda, anlaşmalardaki yeri, Türkler’le yapılan işlerde arkadaşlığın, dostluğun önemi  gibi…

“Beceri işi iyi yapmak değil artık iyi yaptığın işi, iyi satmak” Günümüz iş dünyasını ne kadar güzel özetliyor değil mi bu tek cümle? Bu yüzden hayatın kendisi pazarlama, bu yüzden pazarlamasız bir yaşam düşünemiyorum. Delik Jeton öylesine samimi bir kitap ki, kitabın en sonunda kitapta adı geçen gerçek kişilerin isimleri ve kim oldukları yazıyor tek tek.. Bazılarında ise Banu’ca kim oldukları paylaşılmış. Bu kısım bana nasıl sıcak geldi, okuduğum diğer pazarlama kitaplarını düşündüğümde…

“Aslında satışın alasını biliriz biz, genlerimizde tarihimizde var. Düşünürsek eğer, dünyadaki ve tarihteki ilk AVM’yi biz kurmuşuz. Sene 1455. İstanbul’daki Kapalı Çarşı, Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmış, tarihteki ilk örnektir. 30.000 metrekarelik bir alana yayılmıştır üstelik. İpek Yolu bizim topraklardan geçer ve yol üzerinde belirli noktalarda alışveriş ve ticaret merkezleri oluşturulmuştur. Birlikler, loncalar gene bizim memlekette  görülür. Konu ticaret ve satmak olunca bizim topraklar çok tecrübelidir ancak tarihin bir yerinde “salmışız aklımızın iplerini”. Aslında bizim dünyaya öğreteceğimiz çok şey var”. *

Türkiye’de yaşayan bir Türkiyeli olarak pazarlama alanında yazılan genellikle Amerikan kaynaklı onca kitabın arasında, bize özgü, son derece ilham verici ve gerçekçi örneklerle dolu Delik Jeton gerçekten de pazarlamanın Türk hali. Kitabın adı neden mi Delik Jeton? Kapak fotoğrafına bakınca bizler hakkında sizlere nasıl bir ipucu veriyor ? Daha fazlası için buyrun siz de bu doğal, sıcak eğitime katılın. 

 

*Banu Akın; Delik Jeton, Elma Yayınevi, Ekim 2011, Ankara

www.banubingolakin.com

Share
Bu yazı Kitapların Kardeş Kokusu kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Pazarlamanın Türk Hali; Delik Jeton için 4 cevap

  1. banu der ki:

    Ah Nihancım…ben mi yazdım bu kitabı dedim içimden, inan 🙂
    Bu söylediğin sözleri duymak nasıl güzel, nasıl tatmin edici anlatamam..
    O ilk eğitim benim için de çok özeldi..
    sağol canım.
    ************************
    Sevgili Banu Hocam, bir kez daha elinize, emeğinize sağlık diyorum. Ve sizi tanıdığım, sizden o muhteşem eğitimi aldığım için de kendimi çok şanslı hissediyorum.
    Yeni kitaplarınızı ve yazılarınızı da sabırsızlıkla bekliyorum.

  2. Türkiye sınırları içinde yaratıcı sahtekârlık Karadenize özgüdür.. Rize başı çeker.. Hani lâzın ya beyinsiz ya da çift beyinli olduğu savının çıkmasına sebep olan şehirdir.. Zira tüm çift beyinli lâzlar Rize’den çıkmıştır.. Ve de hepsi bilâistisna her iki beynini de “sahtekârlık” üzerine geliştirmiştir.. Türkiye’de değil, dünya üzerinde oyuncak tabancadan gerçek tabanca yapan tek yöredir.. Mucidi boldur!!
    İşin siyasi boyutuna girip Rize ile özdeşleşmek isterken Kasımpaşalı ağzı ile kabadayılığı yüzüne gözüne bulaştıran, ardından hanım köylü olup Kürt’e yamulanı muaf tutuyorum bu zeka gösterilerinden.. Tabii istisnalar kaideyi bozmuyor sevgili Nihansum aralarında tek beyinli hatta beyinsiz sahtekârlar da çıkmakta..
    Bu delik jetonu ilk defa 1983 senesinde Mersin’deki yazlıkta görmüştüm.. Bakkal satıyordu fahiş fiyatla ve Rize’liydi 🙂
    ******************************
    Ben de az önce son derece zeki ve yaratıcı bir yorum okudum. Okuduğum anda kahkahalarım ofisi çınlattı 🙂 Bayılıyorum bu ince dokundurmalarınıza…
    Haklısınız Karadeniz’de bu gibi örnekleri çok fazla gördüm, delik jetona ise rastlamadım ama duymuştum, hatta jetonun buzdan kalıbını çıkarıp eriyinceye kadar telefon konuşması yapıldığını da duymuştum.
    Yorumunuz yazıma bir başka anlam kattı, teşekkürler…

  3. Bana en uzak ve soğuk gelen bir konu: pazarlama ve satış.
    Ama ifade ettiğin gibi “sıcak ve bize” özgü yönleriyle okuyabileceğim bir kitap…
    ************************
    Ben de özellikle senin okuman gerekli diye düşünüyorum, eminim çok beğeneceksin. İlgi alanlarını ve okuduğun kitapları bildiğimden, kitapta yazılan örnekler eminim çok hoşuna gidecektir. Bir de pazarlama ve satış her ne kadar uzak ve soğuk gelse de, kitapta da dediği gibi hayatın kendisi pazarlama.

  4. Didem der ki:

    Delik jeton baska ulkede var midir acaba? 🙂
    ***********************
    Hiç sanmam Didemciğim 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir