Şehre Göre Dil: Samsuncayı Öğreniyorum

Türkiye’de yaşıyoruz ve çoğunluğumuz Türkçe konuşuyoruz değil mi? Ortak dil, ortak kültür bizi birbirimize bağlıyor diyoruz hep. Türkçe’nin içerisinde hep alt bölümler olduğunu şehre göre, alınan eğitime, yaşanılan, yetişilen ortama göre farklılıklar olduğunu da yadsımıyoruz.

Bir Samsunlu olarak aldım elime bu kez kağıdı kalemi (klavyenin tuşlarını mı demeliyim?) Samsun’da doğdum, orda büyüdüm, ilk gençlik yıllarımı orda karşıladım, üniversite hayatıma kadar hep Samsunluydum, hala da öyleyim ancak yılda 1-2 kez ile sınırlı kalıyor ziyaretlerim şimdilerde malesef… Ve benim şehrimin de ayrı bir dili var aslında.

Evliliğimizin ilk zamanları eşime “Terekten şu bardağı verir misin?” deyişim ve eşimin bana nece konuşuyor bu kız der gibi bakışını hatırlıyorum. Terek  bizim oralarda mutfak rafı anlamında kullanılır. Hala bile evde bu kelimeyi kullandığımda bana güler eşim “Samsunlu işte” der. Herkesin belki de bildiği üniversite geyiklerinden biridir, “Samsunlu’yum” denmesinin üzerine “Sizin şehrin trafik plakası kaç?” diye sorarlar. Tabi ki bir Samsunlu olarak belki milyon kez 55 numarayı e’leri açık söyleyerek ve sadece Samsuna özgü bir biçimde dile getirmiştim. Allah’tan diksiyon eğitimi aldım da artık elli, belli, ellibeş derken e’leri uzatmadan söyleyebiliyorum. Geçenlerde annem aradı bana bir telefon numarası veriyor içinde  elli ile başlayan bir rakam ve annemden gelen ses “Eeellli iki” gülmeye başladım, anlamadı annem, bişey de demedim.

Atom olayımız var bir de…Ramazan aylarını ve onunla özdeşleşen atomu çok severim. hani şu ramazan aylarında pidelerin üzerine susam ve yumurta sarısı sürülür de arta kalan yumurtanın beyazını değerlendirmek için yapılır ya atomlar. Senelerce bilemedim atomun bu nedenle ramazan ayında yapılıp satıldığını ve sadece ramazan ayında yapılabilcek birşey olduğunu sandım çocukluğumda. Genellikle bizim yaşlardaki insanlar ilk pazarlama ve satış tecrübelerini tepside atom satma ile yaşamışlardır. (Atom = Beze) Bir akşam  toplamda 6 kişilik bir arkadaş grubu ile yemekteyiz. Konu nerden açıldıysa beze-atom tartışmasına geldi, hayatımda o ana kadar atomun aslında beze olduğunu gerçekten bilmiyordum. Masada 3 Samsunlu 3 Ankaralı’ya karşıydı, Ankara grubu gülerek hatta çokça da şaşırarak bunun beze olduğunu iddia ediyorlardı. Bana göre iddia ediyorlardı ve bu iddiaları asılsızdı. Yıllardır bildiğim o harika ramazan tatlısı atomdu, beze de neydi? Sonunda yemek kitapları açıldı, internetten detaylı bir tarama yapıldı ve gerçekten beze olduğu anlaşıldı.  Neyse benim kalbimde onun adı hala atomdur.

Üniversite hazırlık yıllarında, dershanelerde derslere girmeyip de kantinde sigara içen kaka arkadaşlarımdan duyardım hep “Bir dal sigara versene” cümlesini. Evet bizde böyledir, 1 tek sigaranın adı bir dal sigaradır ve hatta yollarda “Dal sigara … kuruş” diye de satılırdı o yıllarda. Ben aslında normal hayatta bunların enterasan sıfatlar olabileceğini düşünmezdim ancak yaşadıkça anlıyorum. Geçen gün iş arkadaşıma “Bir dal sigara verir misin?” dediğimde  “Ne ne ne vereyim?” demesindeki şaşkınlık üzerine “Hay allah bu da mı bize özgü” dedim, ve Samsunlu olmayanların bilmemesine şaşırdım. Günlerdir üzerinde düşünüyordum “Hah işte bir farklı terim daha bunu da yazmalıyım” dedim içimden.

Çocukken arkadaşlarımla özgürce sokaklarda bacakarası ip, bombili, yakan top, istop oynarken kız arkadaşlarımızla birbirimize kız sözcüğünün kısaltılmışı -kı ile başlayan hitap şekilleri kullanırdık cümlenin sonunda. Tabi artık bunu kullanmasam da arada Samsunlu olan ofis arkadaşıma (biz birbirinmizi her yerde buluruz) takılmak için kı diye hitap ederim. Bir de konuşurken -da, -de ekini her cümlenin sonuna eklemezsek olmaz; “Hadi da” gibi.

 

Ben Samsunluyum ancak babam bilmem kaç kuşaktır Kızılırmak havzasında yer alan toprakları çok verimli Bafra ilçesinden, onlara özgü çok daha fazla sözcük var zaman zaman bunları hep halamdan ya da babamdan duyarım. Çok becerikli bir kadın için genellikle “Elli ayaklı”, yaramaz kız çocuklarına “Cazı” derler. Annem biz çocukken abimle bana kızdığında “Davun çıksın” derdi. Hala da bilmem davun denilen şeyin ne menem bişey olduğunu. Annem pazardan gelince anlatırdı “Bir kiraz var ki pazarda zebil…” Galiba çok fazla var anlamında kullanılıyor.

Yok yok çözeceğim ben bu dili, hala bilmediklerim var.

Sevdiysen Paylaş
Bu yazı Canım Ailem kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Şehre Göre Dil: Samsuncayı Öğreniyorum için 9 cevap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir