Kızarmış Yeşil Elmalar

İnsan olgunlaştığını nerden anlıyor? 10 yıl öncesini düşünün, 20’li yaşlarınızı… Nelere üzülürdünüz? Ne gibi hayaller kurardınız? Hayattan beklentileriniz nelerdi? Belki öğrencilik, farklı idealler, “Dünyayı ben kurtaracağımlar” da var mıydı? Siz de benim gibi 30’lu yaşlara mı geldiniz? Şanslıysanız ve doğru insanı, hayat arkadaşınızı bulduysanız, nelere üzülüyorsunuz? Çocuğunuzun gribal enfeksiyonuna mı? Doktorların her defasında virütik virütik diye geçiştirip hep aynı ilaçları vermesine mi? İş yerindeki anlamsız çekişmelere mi? Kariyerinize mi? Ya da kısaca yapamadıklarınıza mı? İşte olgunlaşma, yolu yarılama, pişmanlıkla başlıyor. Keşke şunu yapsaydım/yapmasaydım/yapabilseydim, şu fırsatı kaçırmasaydım, değerlendirseydim…”  “O yolu değil de öbür yolu seçseydim?” Bu böyle uzayıp gidebilir. İstediğini yapabilen, o ideal uğruna herşeyi ortaya koyan nadir insanlardansanız bu yazıyı okumayın, bu noktada kesin. Yok eğer içinizdeki yaşanmamışlıklara dair bir parça üzüntü varsa devam edebilirsiniz.

Son günlerde keşkelerle başlayan cümle sayınız arttı mı? Kendinizi, yeteneklerinizi ve yapabileceklerinizi şimdi mi farketmeye başladınız? Dahası kendinizi tanımaya mı başladınız? Ya da başkalarında gördükleriniz size daha mı çekici geliyor? “Herşeyden bir şey bileceğime, bir şeyin herşeyini mi bilseydim” diye mi vahlanıyorsunuz? “-saydım, -masaydım” cümlenizin sonuna eklenen yegane harfler topluluğu mu? “Rüzgar böyle savurdu, böyle oldu, ben belirlemedim, hayat beni burda belledi, belirledi” diyorsanız ve hala korkularınıza karşı gelip de girişimde bulunamıyor, herşeyi yıkıp sıfırdan  başlama cesaretini kendinizde göremiyorsanız ve okuduğunuz kişisel gelişim kitapları en fazla iki gün etkisini sürdürüyorsa, evet olgunlaşmaya başlamışsınız demektir. Rengi yeşilden kırmızıya dönen bir elma misali. Tek fark hala yukarıdaki soruların çoğunun cevabı evet ise malesef kırmızı da olsa Pamuk Prensesin dayanamayıp yediği o büyük ve çekici elma kıvamına ulaşamamışsınız demektir.

Her yaşın sorunu farklı, önceleri sorun olarak gördüklerimiz bize şimdilerde komik geliyor değil mi? “Daha iyisini yapabilirdim” cümlesini “Hala yapabilirim, hala şansım var” cümlesine çevirmek çok mu zor?  Ya bu deveyi güdersin ya bu diyardan gidersin mi demeli? Diyemiyorsak ne yapabileceğimizi bilen varsa bana da söylesin lütfen!!!

Share
Bu yazı Ordan Burdan İçimden kategorisine gönderilmiş ve , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Kızarmış Yeşil Elmalar için 2 cevap

  1. Tolga Acar der ki:

    Benim de hayatımda onlarca “keşke” var. Bununla birlikte ardıma bakıp ah vah çekmiyorum. Keşkesiz bir yaşantı olanaksız geliyor bana. Yapılabilecek tek şey keşkeleri olabildiğnce azaltmak.
    30’lu yaşlarımın ortasındayım. Geçmişe bakıp da üzmüyorum kendimi artık. Barışığım kendimle. Olgunlaştığımı hissediyorum. Kendimi üzmemeyi, küçük sevinçleri büyük mutluluklara dönüştürebiliyorum. Ama dediğin gibi Nihan “saydım, seydim” ile biten fiiller hepimizin hayatında var. ne yapalım?

  2. Antartika der ki:

    Sevgili Nihan, maalesef benim de ‘keşke’ lerim çoktur. Hayat öyle bir şey ki, nasıl bir anne/babaya sahip olacağımızı seçemiyoruz, anne karnına düşmeden önce bize yaşayacaklarımız film gibi gösterilse acaba kaçımız dünyaya gelmek isteriz? Ben asla istemezdim. Anne/baba derken yanlış anlaşılma olmasın ikisi de çok iyi insanlardı ama annemin ruhsal bir hastalığı vardı, paranoid şizofreni diye, bunun hem kendisine, hem bana, hem de tüm ailemize büyük zararları oldu, yani buna bir ‘tesadüf’ dersem, o tesadüf olmasaydı, ben bugün bambaşka yerlerde olabilirdim. Çünkü tesadüf tıpkı domino taşı gibi her şeyi etkiliyor, kişiliği etkiliyor, korkak yapabiliyor, veya yeterince cesur olamıyorsun, okul seçiminde yanlış tercih yapıyorsun, psikoloji çok mühim bir şey, tüm hayatı etkiliyor, yıllar sonra geriye dönüp bakınca ne kadar şeyi değiştirebilirdim desem de, annemin öyle bir hastalığa sahip olmasını değiştiremezdim diyorum, sonuçta bazen istemesek de yaprak oluyoruz:(( bu konuda çok konuşabilirim en iyisi çenemi kapayayım:)))sen asprin kutusuna uzanmadan:)))
    sevgiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir