Bonzai Olmak Ya da Olmamak


Çok yıllar önce keyifle izlediğim Karate Kid serisinin üçüncüsünde öğrenmiştim bonzai ağacını. Çok da ilgimi çekmişti, hem filmdeki anlatımı hem de küçücük bir ağaççığın aslında içinde ne çok anlam barındırdığı. Baktım ki aslında bu minik bitkiyi yetiştirmenin özel kuralları, yöntemleri var hatta bunun özel grupları, üzerine yazılan bir dolu makale var. Ağaççık deyip geçmemek gerekiyormuş demek ki…

Çok uzun bir aradan sonra sinemadayım geçen cumartesi akşamı. Her bulduğu fırsatta sinemaya giden hatta bazen beğendiği filmi bir kez değil birkaç kez izleyen ben (bu konuda rekorum 11’dir) şimdilerde o kadar az gider oldum ki üzülüyorum bu duruma. Ne yapıp edip  son günlerde sıkça bahsedilen filme “Issız Adam”a gittim. Filmle ilgili kritik yapmak değil niyetim. Sonrasında filmin başrol oyuncusu ile yapılan bir röportajı okuyordum ki, oyuncunun babasının o röportajda kullandığı kelimeler beni öylesine etkiledi ki üzerine düşünmeye başladım bonzai ağacının.

Bonzai olmak ya da olmamak galiba bütün mesele bu…

Şöyle diyordu sevgili baba;

“Rüzgarın doğru ise yürü, her şeyle baş edersin, bükülmezsin dedim oğluma,  O da aynen öyle yaptı. Eğer bir çocuğu fazla paketlersen sıradan olur. Ben de istedim ki çocuklarımızın kökleri doğru olsun, ama dallarıyla istedikleri yerlere gitsinler. Onları budamayalım. Budarsak çünkü Bonzai olurlar”.

Çocuklarımızın dalları ile istedikleri yere gidebilmeleri, bu uğurda pek çok zorluğu da göze alabilmeleri ne kadar önemli aslında değil mi? Henüz çocuğumun önündeki seçenekleri kendi iradesi ile seçebileceği kadar anne olamadım. Ancak biliyorum ki er ya ada geç bir anne olarak ben de bu tür durumları yaşayacağım. Ama daha var diyorum içimden ve okları kendime çevirip düşünüyorum. Acaba ben kendi dallarımda uzanabildim mi istediğim her yere? Dedim ya şu sıralar kendime döndüm ve sorgulamalar başladı, aklıma gelen miyonlarca sorunun cevabında evet ulaştım derken bir yerler de minik de olsa hayırlar da yükseliyor derinlerden.

Kendimizi ve çocuklarımızı yaşam bahçesinde budamadan yaşamalıyız. Boşuna dememiş yazar “Uzak diye bir yer yok”. Uzanabildiğiniz tüm güzelliklere ve hedeflere ulaşabilmeniz dileklerimle, iyi haftalar herkese….

Share
Bu yazı Anneyim Bu Arada kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bonzai Olmak Ya da Olmamak için 9 cevap

  1. Aylin Toygun der ki:

    İçimi bir burukluk kapladı yazınızı okuyunca. kendimi düşündüm önce. yapmak isteyipte engel olunan o kadar çok şey oldu ki çocukluğumda korumak uğruna belki de ya da bencillikle.. suçlamak nafile ama şimdi gönlümden geçenleri azda olsa yapmaya çalışarak uzatmaya çalışıyorum dallarımı geçte olsa. ruhum beslendikçe dallarımda uzar sanıyorum belki nafile.. Oğluma gelince olduğunca onu örselememeye çalışıyorum bu konuda. umarım başarılı olabilirim. benden bizde çok daha uzun olur dalları.. kocaman bir çınar ağacı gibi..

  2. Gurbetdeyazmak der ki:

    SEVGİLİ BLOGCU ARKADAŞIM KEŞKE BONZAİ AĞACI YETİŞTİRSEK DİYESİM GELİYOR.
    BİLİYORUM ÇOK DOĞRU BİR SÖZ.
    ÇOCUKLARIMIZI BUDAMAYALIM, YOKSA BONZAİ OLURLAR..
    TÜRK MİLLETİ NİYE ZOR DURUMDA ŞİMDİ.
    ÇOCUK DÜNYAYA GELDİĞİNDE:
    “saldım çayıra, mevlam kayıra”
    FELSEFESİ İLE BÜYÜYORLAR DA ONDAN.
    AĞAÇLARI KENDİ HALİNE BIRAKIRSAK HİÇ MEYVE VERMEZLER..
    ONLARI ZAMAN ZAMAN BUDAYIP KUVVETLENDİRMEK GEREKİR.

  3. Deniz Meşeli der ki:

    Merhaba Nihancım.bak iste sana özenip ben de bir blog sitasi actık görüyorsun 🙂
    Söylediklerine sonuna kadar katiliyorum Nihan. Çocukları terbiye etmek amacıyla sürekli bastırarak, önlerine engel olarak çıkarak doğru bireyler yetiştirmeyiz, ancak pısırık, kendisine güvenmeyen insanlar oluştururuz.
    Bırakalım çocuklarımız gerekirse hatalar da yapsınlar. Yaşamı gerekirse düşüp kalka öğrensinler.
    sürekli kendi doğrularımızı onlara empoze etmeye çalışmak ancak kendimizi onların gözünde soğutmaktan başka bir işe yaramaz.

  4. Benduras der ki:

    Bonzai olmak yada olmamak;
    Çok güzel bir yazının yüreğinizden kopup geldiğini görmek,okumak ve dein derin düşünmek.Aslında bizler ne kadar da özgür olsak,hayattan ne kadarda istediğimizi almış olsak,küçük ayrıntılarda kalıyor bazen mutluluklar.Hayatın
    koşuşturmacası içinde kendimizle ilgili bişeyler yapmayı unutuyoruz ve koşu-
    yoruz hedefimizi bilmeden.Nereye kadar ne için?Ama koşuyoruz işte.Bazen çocuklarımızın gelecegi,bazen yuvamız,evliliğimiz,iyi hayat koşulları derken
    bir bakıyorsun ortasını geçmişiz hayatın.Sona ne kaldı diyor insan bazen?
    Bütün yaptıklarımız ve yapamadıklarımızın muhasebesi hep açık veriyor.Bu
    hayat böyleişte sevgili Nihan.Bu açıgı kapatarak yaşayabileni ben hiç görmedim.
    Siz gördünüz mü?
    Her son da yeni bir başlangıç değil mi zaten…
    Sevgilerimle iyi akşamlar.

  5. Antartika der ki:

    Ne kadar anlamlı bir benzetme yapmış, zor bir konu bu, yani bir çocuğu yetiştirirken ne kadar sınır koymalı, ne kadar budamalı, ne kadar serbest bırakmalı..tamamen başıboş bırakmak doğru mu, değil mi? 16 ve 21 yaşında iki yeğenim var, bu konuları çok düşünüyorum o yüzden, mesela eve gelme saati belirlemeli mi, yoksa bazılarının yaptığı gibi saat kaçta gelirsen gel biz karışmıyoruz sana mı demeli? Ben fazla başıboş bırakılmasından yana değilim çünkü dünya çok kötü..yani yanlış bir arkadaş seçimi kişiyi çok kötü yollara yöneltebiliyor o yüzden baskı yapmadan kontrol etmenin yolunu bulmalı bence..yani kimlerle görüşüyor filan bilmeli bence anne, babalar..saat konusunu özellikle söyledim tam bu yüzden tartışmalar çıkmış yeğenlerimin evinde, bu devirde çocuk olmak mı, büyütmek mi zor bilemiyorum..kendime gelince ben çok budandım, mesela tiyatro tahsili yapmak istedim ama annem istemedi, yapsaydım acaba sonuç ne olurdu? Bilemem…(evde kızkardeşime kendi uydurduğum hikayelerle tiyatro yapardım, hoşuna giderdi, benim de )
    sevgilerimle

  6. Nasıl da yorar insanı,
    örseler duyguları,
    yıpratır düşünceleri…
    Ama güzldir de.
    Mazosiştçe zevk alır insan.
    Sıradan, yavan olmadığının farkına varır.
    Sorgulanır hemen herşey.
    hayat, ilişkiler, alışkanlıklar,
    ahlak, din, inanç,
    doğru bilinenler,
    ezberler.
    Kolay değil pişmek.
    Yanmayı göze almak lazım.
    Ama yinede en kötüsü ham kalmak değil mi?

  7. Kardeş,
    Okumaktan keyif aldığım 2 köşe yazarı var, her sabah onlara göz atarım:
    Biri Engin Ardıç, diğeri Yılmaz Özdil…
    bunlara bir 3. olarak seni ekliyorum uzun zamandır
    Çok keyifli yazıyorsun…
    İlk gençlik döneminde yoğun olarak yazdığın günlükler, detaycı ve gözlemci olman ve kombine sorular soracak kadar meraklı kişiliğin bu “yüksek kalite” yazarlığının oluşmasında katkı sağlamış sana…

    Haa ! ama yine de takıldığın bir konu olur da , yazında kullanmak için genel kültürü müthiş olan abinden destek istersen elimden geldiği kadar yardımcı olurum sana…

    Garanti Bankası
    Gebze Çarşı şubesi
    Hesap No: 648322906
    (20 ytl, toplu siparişlerde indirim yapılır )

  8. Tolga Acar der ki:

    Ailemin beni çokça budadığını söyleyemem. Olabildiğince özgür bıraktılar beni,hayatıma kendim yön verdim. İyi mi yaptılar kötü mü, bunu sınamak olanaklı değil.
    Ben çocukların, mutsuz olmalarına neden olmayacak derecede budanması gerektiğine inanıyorum.

  9. Şebnem der ki:

    canım arkadaşım, ben çiçeği burnunda anne olarak ve doğal olarak yazılarını geriden takip edip yorumlar yazıyorum, kusura kalma lütfen
    kesinlikle harika bir tespit ve izin verirsen ben de bu benzetmeleri seminerlerimde kullanacağım :))
    ama şöyle bir durum var; çocuk sahibi olma yaşlarımız itibariyle sorgulamalar çok fazla, hayatımızı daha yeni yeni “budarken” aynı anda çocuk yetiştirmeye çalışıyoruz. Köklerimizi daha derinlere salmaya çalışırken doğru toprakta mıyız diye sorguluyoruz belki de…geçenlerde mail ile bir yazı geldi, seninle burada paylaşayım istedim, sevgiler..

    Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
    Onlar kendi yolunu izleyen Hayat’ın oğulları ve kızları.
    Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
    Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
    Onlara sevginizi verebilirsiniz,düşüncelerinizi değil.
    Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
    Bedenlerini tutabilirsiniz,ruhlarını değil.
    Çünkü ruhlar yarındadır,
    Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
    Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
    Çünkü hayat geriye dönmez,dünle de bir alışverişi yoktur.
    Siz yaysınız,çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
    Okçu,sonsuzluk yolundaki hedefi görür
    Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
    Okçunun önünde kıvançla eğilin
    Çünkü okçu,uzaklara giden oku sevdiği kadar başını dimdik tutarak kalan yayı da sever

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir