Bir Kişisel Mahkeme

“Annedir yüreği fazla dayanamaz
Herkes bıksa benden annem bana doymaz
Öper besler beni unutur kalbinde
Annem burda olsun bana birşey olmaz
                          Hergün bakar bana kusurumu görmez
                          Günler gece olsa o ışığı sönmez
                          Ellerim büyüdü avuçlarında
                         Birtek annem olsun bana birşey olmaz”

Sıkça duyuyorum son günlerde Sertab’ın sesinden bu reklamı televizyonda. “Ben 1 yaşında annem 20”  diye başlıyor. Her seyredişimde içim titriyor, gözlerim doluyor ve kendi aile albümüm geliyor gözümün önüne.

Ben 1 yaşındayım annem 27

Pekçok şarkı var annelik üzerine ya da anneliği içinde barındıran. “Anneni daha sık anımsıyorsan hatta özlüyorsan” ya da “Sen ne olur çocukluğumu sakla tek kalan bu elimde avucumda”  gibi şarkılarda bu sıralar katıla katıla ağlamak istiyorum. Çünkü annemi çok özlüyorum.

Bir zamanlar sayısız mektup yazdım anneme. Onu üzdüğümü her düşündüğümde kendimi affettirmek için kalem ve kağıda sarıldım ve onlardan medet umarak günah çıkarmaya çalıştım. Annem bilirdi aslında her tartışmanın sonunda bir mektup bulacağını posta kutusunda. Uzaktık, ayrıydık ama mesafeler engellemiyordu benim özür mektuplarımı.

17 yaşında herşeyi bildiğini sanan ama aslında annesinin unuttuklarının belki sadece yarısını bilebilen çocuk aklımla Ankara’ya gelmiştim üniversitede okumak için. Bir daha da hiç dönmedim doğduğum büyüdüğüm şehre. Hep belirli zaman dilimlerine sıkıştırılmış ziyaretlerle sınırlı kaldı. Annem hep oradaydı. Çok sonra evim de yabancı gelmeye başladı, odam, eşyalar zamanla değişti. Misafir gibi hissettim kendimi. Ben miydim 17 yılını o evde yaşayan? Camdan dışarıya baktığımda gördüğüm görüntüler bile değişti. Evimizin balkonundan gördüğüm hırçın Karadeniz yoğun bir sis inmişçesine ardı ardına yapılan apartman bozuntularına yenildi ve görünmez oldu. Ben ne çok değiştim bu sürede, annem ise hep oradaydı, bildiğim güvendiğim sakin limanım gibi hep sevgiyle karşıladı beni. Aramızda bitmeyen tek duygu ise özlemdi. Bunca özlerken her biraraya gelişimizin belki 2 belki 3. gününde başlayan benim aksiliklerim, sivri dilim belki de şımarıklıklarım yüzünden annemle olur olmaz konularda tartışmaya başlıyor, bu tartışmalarda annem hep susarak beni dinliyor ve ne zaman susacağımı bekliyordu. Aslında bu değişti mi, hayır hala böyle, zaman zaman düşündüğümde kendimi çok kötü bir kız çocuğu olarak görüyorum. Yaşam akıp giderken beni üzen kıran onca insana içimden gelenleri tüm dürüstlüğümle söyleyemeyen, karşısındaki incitmemek uğruna kelimeleri eğip büken ben, yalnız annem olduğunda kendine ve duygularına bu kadar mı dürüst olabiliyor hala anlayamadım. İnsanın en değer verdiği varlıklardan birini istemeden de olsa üzmesi ne büyük bir çelişki. Ne garip eskiden olsa en değer verdiğim varlık olarak nitelendirirdim annemi, oğlumdan sonra bu sıfat ona ait oldu.

Bir insan en çok annesine dürüst olabiliyor, biliyor çünkü her ne yaparsa yapsın anne orada ve her haliyle kabullenecek seni. Karşılıksız, hesapsız kitapsız sevecek, sevmeye de devam edecek. Annelik müessesesinden emekli olunmuyor çünkü.

Evimin balkonundan görünen hırçın Karadeniz’in, insanları üzerinde, bu anlamda bir hırçınlık yarattığına artık kesinlikle inanıyorum. Saman alevi gibidir kızgınlığım, sonunu düşünmeden bir çırpıda çıkıverir sözcükler ve ardından hemen ardından gelen pişmanlığın çırpınışları.

Evet bir zamanlar mektuplar yazardım, günlükler tutardım, şimdilerde blog aldı bunların yerini. O mektupların yerini de böylesi yazılar dolduruyor. Ben mektup yazdım, annemse notlar… Hiç bıkmadı bana not yazmaktan, çoğunlukla tembihlerle dolu bir içerikten oluşan,  şehirlerarası yolculuk yapan ve sevdiğim yemeklerden oluşan kolilere iliştirilmiş notlar… Hatta bir keresinde 14 Şubat sevgililer gününde en yüce sevgi diye annelik üzerine bir şiir yazıp hediye etmişti bana.

 Bazı görüntüler vardır hani, ne yaparsanız yapın hiç gitmez gözünüzün önünden, birdenbire birşey oluverir ve o ana dönersiniz anlayamadan. Çok ciddi bir ameliyat geçiren annemi henüz 5 yaşlarındayken 1.5 ay görememiş ve çok özlemiştim. Bugün gibi hatırlıyorum o özlemi. Evde bir kazağını bulmuştum annemin siyah renkli. Günlerce onu koklamıştım o özlemi dindirmek için, bugün gibi hatırlıyorum. Ve işte o zaman öğrendim annelerin bir kokusu olduğunu, başka hiçkimsede olmayan…

Oğlum 4 yaşında ben 33

Henüz 4 yıllık bir anneyim, bu 4 yılda verdiğim emeği düşündükçe 33 yılın emeğinin karşılığını tasavvur bile edemiyor insan. Ve bu 33 yıl boyunca sevgili annem kararlarımda hep özgür bıraktı beni, en başta da sonsuz güvendi bana. Her ne kadar abim için tuttuğu “Bebeğimin Güncesi” adlı defterden benim için tutmamış da olsa (2. çocuk olma bahtsızlığı) her anne gibi beni kayıtsız koşulsuz sevdiğini çok iyi biliyorum. Bunu anne olunca çok daha iyi anladım.

Çok sevdiğim bir arkadaşımın bir sözü vardır; “Kişisel mahkemeler tatile girmez”. Bugün kişisel mahkemem annem için kuruldu. Sanık da benim, yargıç da, tanık da… Bir tür günah çıkarıyor, vicdanımla kendimi yargılıyorum. Bu yargılama bu blogda ve 33 yaşında olacakmış meğer;

Seni üzdüğüm her an için burada herkesin huzurunda senden özür diliyorum ve hiç çekinmeden internetin sonsuzluğuna haykırıyorum anneciğim seni çok seviyorum…

Ben 33 annem 59,

AnNeLer GüNüMüz KuTLu OlSuN…

              

Share
Bu yazı Canım Ailem kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Kişisel Mahkeme için 13 cevap

  1. Nursu der ki:

    yazınız için tebrik ediyorum sizi.
    yüreğinizin derinliğinden süzmeden kaleme aldığınız içinde ayrıca kutluyorum.
    bende anne olduğum için karşılıksız sevebilen tek varlığın anneler olduğunu çok iyi biliyorum.
    aradabir de olsa bende öfke patlamalarımda karşımda annemi bulur, sonrada pişman olur aramayada pek cesaret edemem. yakın olduğumdan mektupta yazamam ve mesaj çekerim özür dilerim.
    oda her seferinde bana ne ne olduki özür diliyosun, ben annenim der utandırmamak belkide pişmanlığımdan daha fazla ezilmemem için.
    yaşayan yada hayata gözlerini yuman tüm anneler kutsaldır.
    hepsini saygıyla selamlıyorum.sizde dahil…

  2. Tolga Acar der ki:

    Yazını okurken inan gözlerim doldu, boğazım düğümlendi Nihan. Annemi düşündüm ben de. Benim için yaptıklarını… Anneler için ne söylense az. Annemi üzdüm; ilk gençlik yıllarımda özellikle.
    Geçmişe dönme şansım olsaydı da anneme kızmasaydım, bağırmasaydım. Meğer haklı olan annemmiş.
    Sırası mıydı şimdi bu denli duygulanmanın

  3. Yine harika bir okuma serüveni oldu benim için
    ve ben annemi özlediiiimmm :(((
    sevgilerle

  4. Ana, çocuk dilinde ve zaman içinde “anne” haline gelmiş.
    Ana kelimesi ile başlayan kavramlardan bazıları:
    anabilim, anafikir, anayasa, anadil, anarenk, anaokulu, anayol,anayurt, anahaber,anayemek…
    Şu örnekler bile herşeyin bir “ana” dan çıktığını, herşeyin bir “ana” ya muhtaç olduğunu anlatıyor.
    Tıpkı güneşten çıkan dünyamızın, milyonlarca yıldır güneşe muhtaç olduğu gibi.
    Ne mutlu, sevgi yörüngesinde dönen çocuklarını ısıtan annelere…

  5. Ezgi der ki:

    Ne kadar güzel yazmışsınız…
    okuduklarımda parçalar gördüm kendimden…
    annesiniz şimdi maşallah ve ne mutlu size
    anne olunca annelerin değeri çok daha iyi anlaşılıyormuş diyorlar
    keşke birşeyleri daha da erken kavrayabilse yüreğimiz…
    kutlu olsun anneler gününüz
    sevgilerimle…

  6. Uygarradikal der ki:

    Anne ve çocuk duyugusunu gerçekten çok güzel anlatmışssınız. Güzel nostaljik fotğraflarla süslemişsiniz.

    Anneler gününüz kutlu olsun.

  7. Benduras der ki:

    Anneler gününüzü en içten duygularımla kutluyorum.Sevgilerimle.

  8. Antartika der ki:

    Sevgili Nihan’cığım, hem senin, hem de annenin bu özel, bu güzel günününüz en içten dileklerimle kutluyorum canım, nice yıllara diyorum, ne mutlu sizlere, anneler gününü annesiyle birlikte kutlamanın değeri ölçülemez…(Allah annene uzun, sağlıklı ömürler versin, daha uzun uzun çok uzun anneler gününü birlikte kutlamak nasip etsin, sadece sana değil, annesi hayatta olan herkese)

  9. Aylin Toygun der ki:

    O kadar affedici anneler en acı sözleri onlara sarf edebilyoruz bazen futursuzca.. çünkü biliyoruz ne yaparsak yapalım ne kadar acıtsakta canını biz affedecek. sevgili nihan, yazın bana benimde annemle olan bitmek tükenmek bilmez didişmelerimi hatırlattı. sanırım kız çocuklarıyla daha çok yaşanıyor bu çekişmeler.. seninde anneler günün kutlu olsun sevgili arkadaşım..

  10. Newbahar der ki:

    Okurken hah işte bu ben dedim kendi kendime…
    Üniversiteden sonra yaşadığı eve misafir gibi ara ara uğrayan ben…
    Beni hiç anlamadığını düşündüğüm anneme sitemler eden ben…
    Ve sayısını kendimin bile sayamadığım yıllara yüzlerce yalanı sığdırmak zorunda kalan ben. Nedense hala pişman değilim o yalanlar için…
    Keşke anlayabilseydi beni ve arkadaş olabilseydi.
    Yılda bir kez anca görebildiğim yüzü yaşlandı artık. Uzaktada olsa varlığını bilip sesini duymak güzel. Birgün kaybetmek korkusu sarıyor içimi dayanamıyorum.
    Anne olunca anlarsın diyorlar ya, korumak ve kollamak içgüdüsü bir yana çocukları anlamak lazım, arkadaş olabilmek lazım.
    Sevgilerimle
    Anneler günün kutlu olsun.

  11. Özlem der ki:

    Eğer konu annelik ya da cocuk olursa…
    yuregine saglik cok guzel olmus..
    bebegime kimin bakacagini bilemedigim su gunlerde yasadigim hayalkirikligi,
    doktugum gozyaslari
    hele senin de yazini da okuyunca
    katmerli oldu

  12. Sevgili Nihansum, hem sanık hem tanık hem de yargıç olduğunu söylediğin o mahkemede, o satırları okurken, senin hemen yanıbaşında dik kırmızı yakalı avukatlık cüppesiyle, aydınlık ve güzel yüzlü anneni görür gibi oldum.. Seni, sana ve cümle aleme karşı müdafaa etmeye hazır!!!
    Her anne evlât yetiştirir. Bir yerde tabiatın kanunundur bu.. Ama her anneye mükemmel evlât yetiştirebilmek nasip olmaz.. Bu sebeple anneni ve böyle bir annenin kıymetini bilebildiğin ve en önemlisi bunu itiraf edebildiğin için seni, yüreğim yettiğince kutluyorum.

  13. Güven der ki:

    Harika bir resital vermişsiniz; on binlerce insanı
    ilgilendiren,bilgilendiren ve ruhunun mahkemesini
    yaptıran bir resital…

    Saygılarımla efendim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir