Hoş Geldin

 

 

“1  Dollar Store” deniyordu… İlk kez Chicago’da yaşamaya başladığımda tanışmıştım bu ne alırsan 1 Dolar olan mağazalarla… Ne çok hoşuma gitmişti, saatlerce gezdiğimi hatırlıyorum, incik boncuk, ıvır zıvır ne bulduysam almıştım. O mağazaların birinden kendime 2003 yılında ahşaptan yapılmış bir masa takvimi de almıştım. O günden beri nereye gidersem gideyim hep yanımda taşıdım ve her sabah uyandığımda neredeyse yüzümü bile yıkamadan takvimimin yanına giderim bir çeşit uğur gibi… Takvimdeki küp ahşapları güne göre değiştirirken her ay sonunda veya her 4 ayda bir de dikdörtgen çubuklarla mevsimleri, ayları sayarım. Ben evde olmadığımda takvim de durur, zaman da… Bir seyahatten geldiğimde gittiğim tarihte bulurum takvimi, benden başka kimse dokunmaz çünkü ona. Yeni bir mevsimin gelişi, bir ayın bitişi derken neredeyse her sabah zamanla sohbet ederim. Zaman üzerine ne çok yazdım, ne çok düşündüm, kimi zaman nefret ettim zamandan kimi zaman da en yakın dostum oldu. Bazen çok hızlı geçti bazen adeta dondu kaldı.

Ve dün sabah ahşapları çevirdim, Temmuz ayı ve ayın 6’sı. Eskilerin deyimiyle kafa kağıdımda yazan 6.7.76 gibi zamanın melodik tarihi… Ve bu tarihe göre resmi olarak 41 yaşıma adım attım.

 

40 yaşımı karşılarken çok heyecanlanmıştım, kendimdeki değişimlerin farkına varmıştım ama bu kez sadece geçen bir yıl değil mevzu bahis olan, bu son bir yılda hissedilenler… 41 yaşımı karşılarken duyduğum en sahici duygu hüzündü. Ağlayamayan, ağlama konusunda çok ciddi sıkıntısı olan ben bu yaşı karşılarken sanki dokunsalar ağlayacak gibiydim. Şarkılar hüzünlendirdi, içimde sessizce veda ettiklerim hüzünlendirdi, ülkem hüzünlendirdi, bir önceki yazımdaki umutsuzluk bu kez hüzne dönüştü. Yaş almak değil derdim her yaşta daha iyiye dair veya daha iyi yaşanmışlıklara dair endişe beni geçmişe özlem duygusuyla besleyip sonunda “Al sana hüzün” diyor. Gece 00:00 olurken ve gün 5 Temmuz’dan 6 Temmuz’a geçiş yaparken yatağımda kendi kendime düşündükçe müzik dinleyip birşeyler okudukça baktım ki yine süzülüyor o zamanında çok zor düşen yaşlar…

 

Hoş geldin 41, hüznü içimde çoğaltansan da hoş geldin…

Şarkıdaki gibi kim kime geç, kim kime, neye erken bilinmez ama şarkının ismi gibi hoş geldin, tek dileğim senden  hüznü yok etmen ve umudu çoğaltman…

İster inan ister inanma ben bu yıl mumlarımı üflerken sadece bunu diledim; Umut…

 

Share
Bu yazı Ordan Burdan İçimden kategorisine gönderilmiş ve , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir