Proje Yönetimi ( Ya da Yaşam ??? )

 

Ahh sakın başlığa bakıp da proje yönetiminden bahsedeceğimi düşünmeyin, eğer arama motorlarına tırnak içinde bu iki kelimeyi yazmış ve karşınıza benim sayfam çıkmışsa yanlış yerdesiniz, öncelikle bunu belirteyim. Kendisi başlı başına kapsamlı ve oldukça yoğun bir süreç olan proje yönetiminin eğitimi de aynı şekilde oldukça çetrefilli.

Çalıştığım şirket bünyesinde böyle bir eğitim olacağı duyurusu geldiğinde ben yine yeni birşeyler öğrenme hevesi ile balıklama atladım katılmak için. Nihayetinde geçen hafta eğitimimiz başladı. Hep yönetilen bir projenin bir parçası olmuş iken belki olur ya ilerde bir proje yönetirim düşüncesiyle katılımcılardan biri oldum. Ancak ve ancak eğitimi alan 15 kişilik grupta benim dışımda herkes bir şekilde proje yönetmişken ve daha tuhafı benim dışımda herkes mimarlık veya herhangi bir mühendislik fakültesinden mezun ve aktif olarak son derece teknik bir iş yapıyorlarken zaman zaman kendime benim ne işim var burada diye sormadım değil. Çok net olarak sözel ve sayısal bakış açısı farkını, benim dışımdaki 14 kişi ile kendimi kıyaslayarak görebildim. Soruları uzun uzun cevaplayan, her örnekte satış ve pazarlama ağırlıklı düşünen benim hemen yanımda, soruları sadece başlıklar altında sıralayan, kısa ve net cevaplar veren bir mühendis bakış açısı vardı. Hal böyle olunca zaman zaman siyah bir kuğu misali veya çirkin ördek yavrusu gibi farklılığımın faydalarını kendimce gördüm veya tam tersi dezavantajlarını..

“İş Kırılım  Yapısı”.. Hı? Bu da ne? İlk kez duydum, kısaltması “İKY” olarak yazılan bu terim benim lügatımda “İnsan Kaynakları Yönetimi” demek iken meğer proje yönetiminde bu kısaltma iş kırılım yapısı olarak geçiyormuş. Çok enteresan geldi bana bu kırılım sözcüğü, kırmak, kırılmak, kırılım, su testisi su yolunda kırılır, pot kırmak, okulu kırmak, kalp kırmak, şifre kırmak  gibi onlarca sözcük ve deyim uçuştu kafamda. Sonra birden seneler önce ard arda üç kez sinemada izlediğim ve çok etkilendiğim “Kırılma Noktası” filmi geliverdi aklıma; Sörf yapmayı yaşam biçimi haline getirmiş profesyonel banka hırsızlarının hikayesi…  Senelerce en büyük dalgayı bekleyip, o dalganın olacağı şehirde -fırtınaya rağmen sörf için kırılma noktası olan o yerde- hayatlarının son sörfünü yapmalarıyla bitiyordu film. Sörf için bir kırılma noktasıydı o en büyük dalga ya da yaşamın kırıldığı nokta… Tamam proje yönetimindeki anlamı çok farklı ama ne yapayım huyum ve mesleğim kurusun ben eğitim boyu öğrendiğim her terimi istemsiz bir şekilde yaşama uyarladım.

Hayatımızın kırılım noktaları; hani şu akışı değiştiren, hani “bu olmasaydı şöyle olurdu” dedirten,  pişmanlıklar, yanlış zamanlamalar, geç kalmışlıklar, erken gelmişlikler ve yön değiştiren kararlar….Verilen veya verilmeyen bir kararla yanlış  yön verilmiş veya doğruluğu sonradan anlaşılmış olanları bir düşünün ve buna uygun düşen yaşam grafiğinizi.. Nerelerde kırılımlar yaşadınız? Hayatınızın en önemli, en kritik ya da  “Ahh olmasaydı keşke”  veya “İyi ki olmuş” dediğiniz ve sizi bir anda çok farklı eksenlere sürükleyen o meşhur kırılım noktaları… Proje yönetiminin temeli planlama, başından sonuna kadar her bir detayı ile.. Hadi gelin yaşamı planlayın bakalım planlayabiliyor musunuz? Durun koro şeklinde “Tanrı’yı güldürmek istiyorsan ona planlarından bahset” dediğinizi duyar gibiyim. Bırakın detayı, çoğunlukla yarım saat sonrası için bile plan yapılamaz yaşam projesinde. Yaşamda proje yönetimi olamaz, olsa olsa kırılım noktaları olur.  İşin içine dış etkenler, tesadüfler, bir kelebek kanadının çırpıntısı da girince bir bakmışsınız ki sıfır noktasında başladığınız projenize kimbilir hangi eksende ya da kaçıncı koordinatta son vermişsiniz.

Diyorum ya, siz sözel alanda çalışan ve hep bu yönde eğitim almış  birini alıp da böyle bir eğitim programının içine koyarsanız size aktivite planlamasında ne beton dökümünden bahsedebilir ne de zemin etüdünün ne kadar süreceğinden.. Olsa olsa öğrendiği terimleri kendince yaşama uyarlayarak, eğlenerek öğrenir, eğlenmekle de kalmaz , oturur bir de bunları yazar sayfasında.

Kendi adıma hayatımın kırılım noktalarını çok iyi biliyordum da bu eğitim ile iş kırılım yapısını da öğrenmiş oldum. Yok endişe etmeyin bir yandan kendi çapımda derinlere dalıp düşünürken bir yandan da öğreniyorum proje yönetimini. Emin olun sınıfta kimse benim gibi yorumlamamıştır her öğrendiği terimi, ehh bu da farklı bir bakış açısı nihayetinde.

Proje Yönetimi ile ilgili web sayfalarını gezinirken hep aynı slogana rastlıyorum; “Hayatımız bir proje”  Eğer öyle ise kendi yaşam projenizde sizin kırılım nokta/ları/nız ?

Share
Bu yazı İş-Güç Hayatı kategorisine gönderilmiş ve , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Proje Yönetimi ( Ya da Yaşam ??? ) için 12 cevap

  1. Sade der ki:

    Ben de şu an bir kırılma noktasındayım bu yüzden yorum yazamıyorum 🙂

  2. özlem der ki:

    Ben de yukarıdaki yorumcunun kırılma noktasını merak ediyorum 🙂
    Kırılma noktalarımızın şerefine diyor ve yazarı, yukarıda yorum yazanı ve şu anda yorum yazanı bu konuda detaylı konuşmak üzere bir yere davet ediyorum.

  3. özlem der ki:

    ayrıca haftanın şarkısına da, seninle lise günlerime döndüren çok sevdiğim şarkıya da şerefe diyorum
    yıl 1991-1992 tıfıl liseliler

  4. Tolga ACAR der ki:

    Katıldığın eğitim programı çok ilginç. Mühendis, tekniker, teknisyen ağırlıklı bir kurumda çalıştığım için anlayabiliyorum seni. Ayrıyız onlardan, dediğin gibi sayısal, sözel ayrımı gibi.
    Herkesin hayatında kırılma noktaları vardır. Kırılma noktaları birbirinden bağımsız değildir. Neden sonuç ilişkisi kurulabilir aralarında.
    Hayatımdaki kırılma noktaları şunlardı bunlardı diye söze başlamayı gereksiz buluyorum. Kırılma noktası deyince futbol maçları geliyor gözümün önüne. Hani şu “maçın kırılma noktası” deyimi var ya, yapılan faul, hakemin görmediği/vermediği ofsayt, verilen/verilmeyen penaltı vb. ile maç sonucunun değişmesi… Kırılma noktasının ne olduğunu en iyi bu örnek somutluyor. Buna “maçın kader anı” da deniliyor ki çok hoşuma gider bu deyim.

  5. Bir de kırıtma noktası var NihanCIM!!! hafifçe sağa sola aşağı/yukarı… Ve senin yukarıda yazdığın benim ise hiç anlamadığım konuların tamamını hiç HİÇ anlamamış olsa bile… imtihanı, mimar/mihendis/ insan kaynakları ….’ndan önce, I-IH!! sadece kırıtma noktasını gösterebilen kazanır!!
    Ve genelde seçimi yapanlar da kırılma noktaları olanlardır!!!! 🙂

    Yani sevgili orkidem ben pek senin için müsbet düşünmüyorum bu eğitimin neticesini !!!

  6. Derİn der ki:

    Sen hep böyle düşündürücü yazılar yaz olur mu 🙂 Kimilerine göre geç ya da erken ama bence olması gerektiği zamandı, kırılma noktam ONuR’umla tanıştığım zamandı…

  7. Bünyamin der ki:

    Plan sıcak gelir de, nedense proje pek bir ayrıntı-hesap içerdiğinden soğuk gelir…
    Belki sosyal bir kafa olarak nice planların tutmayıp da sonunda laz uaşağı misali “bakaysun almayi, olmayise olmayii” deme rahatlığımızdan…
    Kırılmayı ise çok önemli buldum.
    Ele aldığın anlamda kırılmaları ise gıpta-hayranlıkla izledim.
    Pek çok insanın kırılma yerine “eğilip, bükülme”lerle hayat çizgisini sürdürdüğünü
    düşünüyorum.
    Ya kırılmaya değer bir “point” e düşmeyen bir hayat çizgisi,
    ya da kırılmanın verdiği sarsıntıya dayanamayacak kişilikler…
    ya da ya da
    attığın taşın ürküttüğün kurbağaya değmeyeceğini anında hesaplayan “proje” kafalar 🙂

  8. Didem der ki:

    Hakikaten Hayat bir proje! Biliyor musun ben de gittim o derse. Daha yeni bitirdim 🙂

  9. esmir der ki:

    Bu eğitimleri verirlerken konuyu daha egzantrik hale getirmek için çok düşünüyor olmalılar!..’İKY’; İş kırılım yapısı!.. Hayat sen planlar yapadururken tam da orta yerinden seni öyle bir ikiye katlarken!..ve kırılan, yıkılan devrilen çamların altında kalıvermek de varken hangi proje tam onikiye isabet etmişte nokta atışına varabilmiş!..ben her şey bir yana asıl nihansu’nun yorumlarına bayıldım 🙂 keyifle okudum…sevgiler…

  10. Didem der ki:

    Nihan nerdesin? Nasilsin? Bir halini hatirini sorayim dedim 🙂

  11. MEHMET der ki:

    Bu post da yorum verirken ince bir bam teli hikayeyi uzun uzun yazmıştım ilk günlerde , ancak yorum gitmemişti. PC’nin çok dolu olduğunu düşünüyorum, isterseniz bir gözden geçirin. Dostlukla…
    (Şimdi yazarken bile zorluyor, bakalım gidecek mi?)

  12. Tufan der ki:

    Acısıyla tatlısıyla geride bırakacağımız bir yıl daha oldu, hatalarımızla büyüdük, ders aldık, her geçen gün sorumluluk yüklendik.

    Ağız tadıyla, huzurla ve sağlıkla, aydınlık günlerin umuduyla tüm sevdiklerinizle birlikte mutlu bir yeni yıl diliyorum..

    Saygılar sevgiler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir