Çiçekli Ofis

 

Hepsi çiçekten oluşan bir ofis düşleyin, nasıl olur dersiniz? Çiçekten kastım sadece kadın çalışanlardan oluşan bir ofis.

Gözyaşlarının göller oluşturabileceği, içinde her daim bolca dedikodunun yer aldığı, sürekli kızsal sohbetin döndüğü bir ofis ortamı düşleyin. Aslında düşlemekle kalmıyor yaşanıyor da derseniz evet bir fiil yaşıyorum 3 yıldır. Boş vakitlerde daha doğrusu satışın çok yoğun olmadığı dönemlerde her daim ofisin demirbaşı bir fotoğraf makinesidir. O gün kendini iyi  hisseden, üzerindeki kıyafeti beğenen ya da biraz zayıfladığını düşünen “Hadi şurada fotoğrafımı çek” diye girer konuya. O tek kişi sonra ikili üçlü gruplara, farklı mekanlarda verilen pozlara hatta kusurları gizlesin diye siyah-beyaz karelere dönüşür. Ardından bilgisayara aktarılır ve hemen üzerinde oynamalar başlar fotoğrafların. Düzenlenir, beğenilmeyenler sonsuzluğa gönderilir. Tatilden dönen biri diğerlerine ilk iş olarak özenle seçtiği resimlerini gösterir. “Bakın şuraya gittik, şunları yaptık” diye her resmin üzerine de uzun anlatımlar eklenir.

Duygusalız ya herkes içinden geldiği gibi tartışamaz, diğerini eleştiremez, birisinin gözyaşları inci olarak dökülebilir yanaklarından. Diğeri ağlayana dayanamaz, o da başlar ağlamaya, bir bakmışsınızki az önce birbirine son derece sinirli olan iki kişi sarmaş dolaş ağlaşıyordur.

Kıyafetler, giyilenler, moda olanlar, indirimde olan ürünler ayakkabılar en değişmeyen konuların başında gelir, ha bir de markalar… Hiç marka kültürü olmayanın da ufku açılır. Beraberce en çok alışverişe gidilir. Her gün giyim analizi yapılır. Her sabah “Günaydın”dan sonra hatta bundan bile önce iş arkadaşlarının ne giydiğine bakar bizim ofis çiçekleri. “Aaaa çok yakışmış” denir her defasında, ardından gelir sorular; “Nerden aldın, kaça aldın, başka renkleri varmıydı?”. Bunun bir diğer versiyonu da şöyle yaşanır; gelen kadın müşteriler önce bir güzelce süzülür, ne giymiş, ne takmış, saçı nasıl? “Ahmet Bey’in eşi bir ayakkabı giymiş, kızım hasta oldum valla” diye uzar cümleler. Biraz yakınlık kurulursa da hemen sorulur: “Nerden aldınız?”.

Ofiste evli ve çocuklu varsa zaten çocuksuz olanlara yazık olur. İki lafın belini bükeyim diyen her annenin 3. cümlesi çocuğuyla başlar, doğum, hamilelik, çocuklarının söyledikleri, yaptıkları derken yazık olan diğerleri ortamdan uzaklaşma eğilimine girerler usulca.

Gevezeyiz ya, gün boyu birbirini hiç görmemişçesine akşam da sürer telefon trafiği, her daim konuşulacak birşeyler mevcuttur çünkü.

Ofiste en keskin koku, birbirine karışan parfüm kokularıdır. Çekmecelerde ya da çantalarda demirbaş eşyalar bir makyaj çantasının içindekilerdir.

Araştırmacı bir ruhumuz var ya, almak istenen ayakkabı, kestirilmek istenen saç modeli, gidilecek otel ve tatil yeri saatlerce itina ile araştırılır internette.

Kişisel bakım çok önemlidir, ekstra alınan izinlerin çoğunu ya alışveriş ya da kişisel bakım için gidilen kuaförler ya da güzellik merkezleri oluşturur.

Söylenmek, gözlerle konuşmak ve bolca kendinden ve görülen rüyalardan bahsetmek o kadar olağandır ki… İşten çok eski sevgililer ya da eşler konuşulur. Birbirini yeni tanıyan iki kadın başlar çocukluğundan, hayatının her detayını hiç çekinmeden anlatır.

Hareketli ya da hoşa giden bir müzikte kapı gıcırtısına dahi dayanamayan Türk kadını başlar dansetmeye. Hem eğlenilir, hem ağlanır, kısa ayrılıklarda bile tatile gidenin arkasından gözyaşı dökülür, ofisi başka yere taşımak zorunda kalınırsa önce ortamla sonra eşyalarla vedalaşılır. Kapanış partileri düzenlenir ve bir fasıl da orada gözyaşı dökülür.

Sadece çiçeklerin yer aldığı bir ofiste yaşananlar aslında yazmakla bitmez, anlatmakla da… Çok keyifli olduğu gerçeğinin yanı sıra çıkan sonuç şu: iş yaşamı söz konusu olduğunda her ofise bir tane de olsa böcek şart…

 

Share
Bu yazı İş-Güç Hayatı kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Çiçekli Ofis için 1 cevap

  1. Tolga Acar der ki:

    Ben de fazla sayıda bayanın bulunduğu bir iş yerinde çalışıyorum. Nihan’ın söyledikleri büyük ölçüde doğru. Aynı işyerinde çalışan bayanların aralarındaki iletişim aşağı yukarı bu biçimde. Türk toplumunun karakteristik özelliklerinden biri olduğu için çok da yadırgamıyorum artık onların bu tür söylem ve hareketlerini.
    Nihan çiçeklerin arasında bir de böcek olmalı diyor. Ama yazık değil mi o böceğe?.. Benim çalıştığım odada biz dört erkeğiz, bir de kadın var. Ne doğru düzgün konuşabiliyoruz(bayan arkadaşımız yüzünden) ne de davranabiliyoruz. Sürekli otokontrol uyguluyoruz kendimize. Doğrusu hiç de hoşuma gitmiyor bu.
    Çiçekleri bilmem ama böcekler arasındaki iletişim gayet iyi; çiçeğe falan gerek yok.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir