Bugün Pazar

Çok sık rastlanan bir durum değildir iş hayatında Pazar günleri çalışmak… Ama ben nedense kendimi bildim bileli pazar günleri çalışırım. Yalancı bir güneş Ankara’da ama iç titreten bir rüzgarla bir pazar günü ve işyerinde oturmuş düşünüyordum ki içimden pazar gününe ait birşeyler karalamak geçiverdi.

“Haftanın günleri yedidir yediii” diye başlayan şarkıyı mırıldanıyorduk sabah bizim butçukla. Ve sonra düşündüm haftanın bu yedi günü içerisinde neden Pazar günlerine ithafen şiirler, sözler yazılır? Nedir onu farklı kılan? Okuduğum bir kitapta “Bugün pazar, düzenin tatil günü” diye yazıyordu. Ya da büyük usta Nazım’ın eşsiz dizelerinden dökülüyordu; “Bugün pazar… Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.” diye…

Bir tek bugün, diğerlerinden farklı olarak hafızamızda çok değişik bir yere sahiptir. Hadi biraz daha eskiye gidelim; anavatanımıza, dönüp dolaşıp anımsadığımız anavatanımız çocukluğumuza; benim için “Pazar” demek tatil demekti. Samsun’lu bir aile ayın ortalama üç pazarını mutlaka sabah kahvaltısının  öğle ile birleşen saatlerinde Samsun pidesi yiyerek geçirdiğinden bizim evde de hiç aksamazdı bu gelenek. Her cumartesi gecesi annem tarafından pidenin içi hazırlanır ve evin büyük ve erkek çocuğu sevgili abim tarafından o hazırlanan pide içleri tepsilerle fırına götürülürdü. Ve mutlaka annem her pazar olduğu gibi tembih ederdi; “Aman oğlum içli olsun pideler” Ve kahvaltı öğlen yemeği karşımı sona erdikten sonra tek kanallı televizyonumuzda Hikmet Şimşek olurdu mutlaka; Pazar Konseri. Çok çabalamıştım o zamanlar kendi çocuk aklımla sonuna kadar seyretmeyi ama başarılı olamamıştım.

Evde mutlaka çamaşırların yıkanmış mis gibi kokuları olurdu her pazar, hafif nemli bir ev ortamı, akşama doğru ertesi gün için okul hazırlıkları.. Ben oldum olası sevmedim pazar günlerini. Ertesi gün okulun başladığını çağrıştırdığından mıdır  ya da eskiden her yerin, tüm mağazaların, bakkalların bile kapalı olmasından mıdır bilemiyorum, hep bir sessizlik, evlere çekilmişlik duygusu yaratıyordu bende. Akşam saatlerinde kesilen tırnaklar, kolalanan beyaz yakalar, önlük ceplerine konulan üçgen katlanmış mendiller, Türk mantığıyla son ana bırakılmış ev ödevlerinin tamamlanması derken biterdi pazar günleri. 80’li yıllarda her yer kapalı olurdu pazar günleri, ailecek evde vakit geçirilirdi. Belki de bu sebeple sıkılırdım çoğunlukla.

Diyorum ya haftanın  6 günü daha olmasına rağmen bir tek bu güne anlamlar yükleniyor hatta üzerinde düşünülüp yazılıp çiziliyor. Anneler ve babalar günü bugünde kutlanıyor, genel ve yerel seçimler, referandumlar, tüm sınavlar bugünde yapılıyor, literatüre pazar sohbeti, pazar neşesi olarak bugün giriyor,  önüne “Kanlı” sıfatı eklenerek tarih sahnesinde de yerini alıyor Pazar.

Herkese çağrışımları farklıdır bugünün, iyi ya da kötü ne hatırlatıyorsa ben sona eren bugünden herkese güzel bir PAZAR  gecesi diliyorum…

Share
Bu yazı Ordan Burdan İçimden kategorisine gönderilmiş ve , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bugün Pazar için 8 cevap

  1. Newbahar der ki:

    Pazarda geldi geçtiiii…Güzel geçti:)

    Pazar günleri pazar kuruldu kasabaya. Bahsettiğin gibi çamaşır günü, banyo günü, oyundan başına oturamadığımız ödev günü…

    Ne mantıkla dükkanlar kapalı olurdu ki o yıllar? Oysa herkesin boş olup ailecek alışverişe çıkacağı gündür pazar.

    Ve Hikmet Şimşek, Edebiyat öğretmenimiz Pazar Kanseri derdi lakin ona rağmen ben izlemeyi çok severdim:)

    Pazar günü çalışılır mı be sevgili Nihan?

    Güzel bir hafta dilerim.
    ************************
    Pazar kanseri kısmına çok güldüm 🙂
    Kaderimse çekerim diyeceğim pazar günü çalışmak için 🙂
    Sana da güzel, çok güzel bir hafta Sevgili New.

  2. Ne kadar sıradan… gibi… sanki öylesine çalakalem yazılmış… gibi.. okuduktan sonra arkama yaslanıp uzun uzun düşündüğümü ve ağladığımı söylesem… güler misin bana sevgili Nihansu??

    Pazarların ne çok değişik anısı var insan belleğinde..

    Çocukluğumun pazarlarında, kaynara yakın suyla yıkanılışım var…
    Genç kızlığımın pazarlarında, yatılı okuldaki anne özlemini mektup yazarak gidermeye çalışmak var..
    Genç kadınlığımın pazarlarında, yazılı okumak… ödev hazırlamak, çocuk bezi yıkamak ve yemek yapmak var..

    Ne enteresandır ki, sanal bir çiçekle bile doyumsuz bir güzellik olarak yaşanabilecek pazarları mevsimsiz yaşadım..
    ************************
    Sizi ağlatan ben değilim umarım… Bu okuduklarınızla hatırladıklarınız olmalı … Onların da ağlamasını diliyor yüreğim…

  3. Özlem der ki:

    Çocukluğumun pazarı neredeyse harfi harfiyen aynı.
    Evet şimdi çalışmıyorum ama daha ağır bir mesai yapıyorum.
    bizim çocuklarımız pazar günleri nasıl tanımlayacak dersin;
    Alışveriş merkezlerine,migrosa giderdik ailecek:)
    sucuklu pazar kahvaltısı yine başrolde:)
    ama özlüyorum ben o pideleri
    ben cumartesi insanıyım pazar değil
    cumartesi çalışsam bile seviyorum hiç bilmem nedenini de halbuki.

    içinden geçenleri yapabileceğin pazarları diliyorum
    ***************************
    Canım arkadaşım son cümleni şiddetle ben de diliyorum. Sen yazınca durup düşündüm gerçekten bizim butçuklar nasıl anlatacaklar pazar günlerini acaba?

  4. Knock Knock der ki:

    Kırmızı Pazartesi kitabı geldi aklıma, Pazarlara inat 🙂
    Kısa süreliğine de olsa aynı nemli koku, banyo telaşı, ödev yetiştirme ve çoğu zaman “okulda yaparım” mantalitesi bana da tanıdık geldi. Koku çağrışımıyla direk döndüm o günlere, eline sağlık.
    Artık ise Pazar demek iş yoğunluğuna göre çalışmayı ya da çalışmamayı seçtiğim kısmen sıradan bir gün..
    **************
    Hiç değilse bugüne dair kişisel seçim yapabiliyorsun, bu da bir şans. Eminim çocukluğunun bir kısmı 80’lerden ya da 90’lardan geçen herkese tanıdık gelir aynı çağrışımlar.

  5. Ezgi der ki:

    Pazar günleri babaanneme giderdik abimle…Hiç aksatmadan her pazar…Pazar90’ı seyrederdik TRT de…
    Anlattığın birçok şey bizim evde de oluyordu…
    Pazar günlerini seviyorum.Ama en güzel gün Cumartesi:)
    Güzel bir hafta diliyorum sana 🙂
    *****************************
    Pazar günleri genellikle aile ile olan hatırları çağrıştırıyor herkese sanırım.
    Bana göre ha cumartesi ha pazar, farkı yok ki 🙂

  6. Güven der ki:

    Tam da paralel evrenlerin paralelliği içinde dolaşırken bir pazar yazısında kendi evrenimde bugüne döndüm :)) Bugüne dönmek ve bugünü doyasıya yaşamak; ne kadar özel ve lüks…

    Nasıl olsa, her kazanış, bir kaybedişe gebeyse ve her kaybediş bir başka paralellikte kazanışsa; onurlu insanın ezber dünyasının sıkıcı rakam ve günlerinde de keyifler yaşamalı derim; hem de bir pazar gününün kafa yorucu işlerinde de olsa…

    Bendeniz değişen doğanın peşine takılmış büyümekte zorlanan haylaz adam,pazar günlerinin ölü sessizliğini bir başka sessizliğin aşısı ile bozmuş bulunuyorum.
    Yeni uygulama, pazar günleri erken kalkılıp, denizin kıyısına limana iniyorum. Tam bir serbestlik içinde sessizliğin dinginliğini gözü açık, kulağı duyarken yapıyor, gazetemin,müziğimin ihtiyaç kadarını mideden öte indirmeye çalışıyorum:)) Sonra, Tamer Kaptan’a “alo” deyip satnanç için buluşma yerine davet ediyorum. Tavla kültürlü harika yalnızlığımızın gürültüsüne son veriyoruz böylece… Sonra, küçük arkadaşım Doğa Irmak ile gezinti…

    Ve sonra; bugünün dolmuş doldurulmuş olması adına, şükranlarımı sunuyorum tabiatın soylu güçlerine. Haylazığımın ezberi,inançları bozulmuş ve ben bir pazarı daha kayıt altına almıştım, diye düşünüp mutlu bir çocuk gibi artık korkmadığım pazar gecesine teslim oluyorum.
    ************************
    Şiir gibi anlatmışsınız Pazarlar’ınızı, ben de gözümde canlandırarak ve keyifle okudum. Doğrusu çok güzelmiş sizin Pazarlar’ınız 🙂

  7. şebnem der ki:

    sanırım 80’lerde çocuk olanlar için hep aynı şeyi ifade ediyor pazar günleri, okuyan herkesin “ay evet aynısı” diyeceğine emin olduğum duyguları gördüm yazında, ellerine sağlık nihan’cım, çok güzel anlatmışsın, özlem’e de katılmadan edemeyeceğim, 2000’li yıllarda çocuk olanlar için biraz üzülüyorum, pazar günleri sıkılmak da güzeldi yaa :)))
    not: bu arada canım acayip Samsun pidesi istedi ama 🙁 ama o yıllarda yapıldığı gibi olsun lütfeeeenn
    ******************
    80’ler gerçekten farklıydı, şimdilerde biz saksıda çiçek yetiştirir gibi çocuk büyütüyoruz, oysaki benim çocukluğumda deyim yerindeyse bahçelerde, sokaklarda büyüdük.
    Samsun pidesi konusuna ise hiç girmeyelim 🙂

  8. Tolga ACAR der ki:

    Pazar günleri;
    Cumhuriyet gazetesi, Gırgır,
    Kara şimşek, muhteşem yabancı, Alf, kaynanalar, tele kutu,
    radyoda canlı maç yayını dinlemek,
    pazar konseri,
    sabah istediğin saatte uyanmak,
    açık bakkal aramak,
    sokaklarda avare avare gezmek,
    arkadaşlarla maç yapmak,
    akşam banyo yapmak,
    yeni alınan Zülfü Livaneli’nin “ada” kasetini dinlemek,
    uyumadan önce okulun kütüphanesinden alınan romanı okumak…

    Hayatımın en güzel dönemiydi 80’li yıllar, pazar günleri keyifliydi; zamanımız kendimize aitti.
    Pazar günü çalışmıyorum, cumartesi ise toplantı olduğu takdirde işe gidiyorum, bu da iki üç ayda bir ya oluyor ya olmuyor.
    *************************
    Aslında ne çok benziyormuş Pazar günlerimizi. Yazdıklarını okurken kendi çocukluğumun pazarlarını yeniden yaşadım. Bu sade ve içten ifadelerinin yorumlarına yansımış şeklini çok seviyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir