Dijital Dönüştük

 

Geçenlerde katıldığım bir seminerde 40’lı yaşlarında olan konuşmacı anlatıyordu, “Uzay Yolu’nu seyrederken kapılar bıjjttt diye otomatik açılırdı ve annem bu diziyle dalga geçerdi, olur mu canım öyle şey derdi. Aradan sadece 30 yıl geçti ve geçenlerde gittiğim bir plazanın bir ofisinin kapısında kapının açılmasını bekledim, kapı nasıl olsa otomatik açılacak düşüncesiyle, açılmayınca da şaşırdım, kapı otomatik değilmiş ve bunu düşündüğüme bile şaşırdım”. Nereden nereye 30 yılda… “Geleceğe Dönüş” filminde gelecekte gidilen tarih olan 25 Ekim 2016 bana ne kadar uzak görünmüştü izlediğimde, 80’li yıllardaydık ve 2000’li yılların adı bile ürkütücüydü. Çok uzak görünmesi çok normaldi, izlerken o yıllarda olabileceğimi bile hayal etmemiştim.

Nitekim zaman su gibi aktı gitti.

Akmakla da kalmadı her şey değişti, dönüştü. Değişen dönüşen teknoloji ile birlikte insan ilişkileri oldu, bence yüzyılın dönüşen en büyük olgusu bu.

Çocukken birbirimize tekerleme gibi söylerdik “Çekoslavakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız?” diye… Sanırım günümüzde bu olsa olsa “Dijitalleştiemediklerimizden misiniz ?” olurdu. Sahi dijitalleştiniz mi?

Arkadaşlarınızın neler yaptığına dair fikriniz instagram üzerinden izlediklerinizle mi oluşuyor ? Ya da siz ölü balık taklidi yapıp da hiç bir şey paylaşmayıp sadece izleyenlerden misiniz? Kimlerin neler yaptıklarını, ne giyip ne yiyip içtiklerini, mutlu mu hüzünlü mü olduklarını hep o ekrandan mı anlıyor, yorumluyorsunuz? Aslında bu yazdıklarımı belki hepimiz yapıyoruz buraya kadar anormal bulmuyorum. Bana esas anormal gelen; bir insana karşı tepkimizin de bu ağlar üzerinden veriliyor oluşu…

Seni takibi bıraktım, bak artık seni hayatımda istemiyorum.

Gönderini beğenmedim çünkü sen de benimkileri beğenmiyordun, like’a like yani…

Hikayelerine bakmıyorum artık ve seni de gizledim, nereye gidip neler yaptığımı sen görme, sonra bu sorun oluyor

Falancanın gönderisine yorum yapmışsın

Falancayı silmişsin

Beni engellemişsin

Beni beğenmemişsin.

Y kuşağının televizyon ve hamburger çağı çocukları olduğu düşünülürse eğer bizden çokça dijitalleştikleri de doğrudur. Z kuşağını zaten saymıyorum çünkü onlar bunun içine doğdular. Ama öyle bir hal aldık ki artık bir insanın karşısına geçip de söyleyemediğimiz her ne varsa sanal tepkilerimizle veya kendimizce sanal izlenimlerimizce yorumluyor ve yaşıyoruz. Sevincimiz de üzüntümüz de bize karşı olan yaklaşımları da sevmeleri ya da sevmemeleri, beğenmeleri veya beğenmemeleri de hep o minicik ekrandan taşanlar ile düşünüyor ve hissediyoruz.

Oysa sevmedim ben dijital dönüşmeyi. Teknoloji sadece yaşamımızı kolaylaştırsaydı da ilişkilerimizi dönüştürmeseydi… Keşke biz hala “Benimle çıkar mısın?” sorusunun olduğu yıllardaki gibi yüz yüze ve kızaran yüzlerdeki ilişkileri sürdürseydik… Parmaklarımızı bağdaş yapıp da “Küstüm” diyebilseydik hala, takibi bırakmak yerine..

Ben bu dünyaya çok geç geldim, belki de bu yüzden dijitalleşemedim.

Ya siz? Dijitalleştirebildiklerimizden misiniz?

 

Share
Bu yazı Ordan Burdan İçimden kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir